Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Sıfır Kilometre Araçtaki Gizli Ayıp Ve Süreklilik Arz Eden Arızalar Nedeniyle Aracın Ayıpsız Misli İle Değişimi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 17.09.2026 | 5 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin davalı bayiden sıfır kilometre olarak satın aldığı aracın garanti süresi içinde krank keçesinden sürekli yağ kaçırdığını, defalarca yetkili servise götürülüp motorunun sökülmesine ve parçaların değiştirilmesine rağmen arızanın giderilemediğini ve araçta gizli ayıp bulunduğunu ileri sürerek, aracın ayıpsız misli ile değiştirilmesine, bu mümkün olmadığı takdirde araçta meydana gelen değer kaybının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalıların Cevabı: Davalılar vekilleri; davanın zamanaşımına uğradığını, husumet yokluğunu, araçta üretimden kaynaklanan bir ayıp bulunmadığını, davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullanıp tükettiğini, aracın serviste onarılarak sorunsuz teslim edildiğini ve dürüstlük kuralına aykırı hareket edildiğini savunarak davanın reddini istemişlerdir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Alaca Asliye Hukuk Mahkemesi; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda araçtaki hatanın fabrikasyon kaynaklı gizli ayıp olduğu, sıfır kilometre araç satın alan davacının bu derece ağır bir ayıba katlanmasının beklenemeyeceği gerekçesiyle davanın kabulü ile dava konusu aracın takyidatlardan ari şekilde ayıpsız misli ile değiştirilmesine ve davalılara iadesine karar vermiştir. İstinaf ve Temyiz Kararı: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi davalıların istinaf başvurularını esastan reddetmiştir. Kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, İlk Derece ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Eşine Şiddet Uygulayan Ve Cimri Olan Erkeğin Boşanmada Ağır Kusurlu Sayılması İle Kadın Lehine Toptan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminata Hükmedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 20 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı erkek, kadının evi terk ettiğini ve sırf emekli maaşına sahip olma niyeti taşıdığını belirterek boşanma ve 20.000,00 TL manevi tazminat talep etmiştir. Birleşen davada davalı-davacı kadın ise erkeğin cimri olduğunu, kendisine harçlık vermediğini, çayına attığı şekere dahi karıştığını, üzerine sıcak çay dökerek şiddet uyguladığını ve kendisini hastaneye götürmediğini ileri sürerek boşanma, 100.000,00 TL tazminat, tedbir ve yoksulluk nafakası talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Taraflar karşılıklı olarak diğer tarafın davasının reddini ve kendi davalarının kabulünü savunmuşlardır. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, erkeğin cimri ve ilgisiz olması ile kadının kızıyla yaşamak için evi terk etmesi sebepleriyle taraflar eşit kusurlu kabul edilerek karşılıklı boşanmalarına, tazminat ve nafaka taleplerinin reddine karar verilmiştir. Kadının istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi; erkeğin kadına küfrettiği, sıcak çay dökerek şiddet uyguladığı ve başını çarpan kadını hastaneye götürmediği gerekçeleriyle erkeği ağır, kadını ise hafif kusurlu saymıştır. BAM, kararı düzelterek kadın lehine 40.000,00 TL maddi, 40.000,00 TL manevi tazminat, tedbir nafakası ve tarafların sosyo-ekonomik durumuna uygun olarak 40.000,00 TL toptan yoksulluk nafakasına hükmetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Taraf vekillerinin kararı temyiz etmesi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kusur belirlemesi, tazminat ve toptan yoksulluk nafakasına ilişkin değerlendirmelerini usul ve kanuna uygun bularak hükmün ONANMASINA karar vermiştir. |
| Önceki Kiracının Borcu Nedeniyle Taşınmaz Malikine Elektrik Aboneliği Tesis Edilmesinden Kaçınılamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, mülkiyeti müvekkiline ait dükkana elektrik aboneliği yaptırmak istediğini ancak önceki kiracının borcu gerekçe gösterilerek talebin reddedildiğini belirterek yeni abonelik tesisini, elektrik enerjisinin açılmasını, borçlu olunmadığının tespitini ve muarazanın önlenmesini talep etmiştir. Cevap: Davalı tedarik/dağıtım şirketleri vekilleri, husumet yokluğunu, abonelik kapatılmadan yeni abonelik verilemeyeceğini, abonelik sözleşmesinin serbest irade ile başka tedarikçilerle de yapılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, tedarik şirketi yönünden davanın kısmen kabulü ile eski aboneliğin iptal edilerek davacı adına abonelik tesis edilmesine, menfi tespit talebinin reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise davacının malik olmasına rağmen dükkanı kiraya verdiğini, taşınmazı kendisinin kullanmadığını belirterek ilk derece kararını kaldırmış ve davayı reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği uyarınca yeni abonelik tesis edilirken önceki abonenin borcunu gösterir 'borcu yoktur' belgesi istenemeyeceğini ve önceki abonenin borcunun yeni abonelik isteyenden talep edilemeyeceğini vurgulamıştır. Bölge Adliye Mahkemesinin davanın reddine ilişkin kararını bozmuş; ayrıca BAM'ın ilk derece kararını kaldırırken sadece bir davalı hakkında hüküm kurup diğeri hakkında olumlu/olumsuz karar vermeyerek infazda tereddüt yaratmasını da usule aykırı bulmuştur. |
| Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 10.09.2026 | 37 |
Oku
Başvuru ve Uyuşmazlık: Bölge Adliye Mahkemeleri Hukuk Daireleri kararları arasındaki görev uyuşmazlığının giderilmesi amacıyla konu Yargıtay 4. Hukuk Dairesine taşınmıştır. Uyuşmazlık, toplu taşıma aracında yolcu olarak bulunan kişinin ölümü ve yaralanması hallerinde taşımacı firma, sigorta şirketi ve diğer sorumlulara karşı açılacak tazminat davalarında görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi mi yoksa Tüketici Mahkemesi mi olduğuna ilişkindir. Gerekçe ve İçtihatların Birleştirilmesi Kararı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi uyuşmazlığı iki ayrı başlık altında çözüme kavuşturmuştur: 1- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı (Ölüm Halinde): Desteğin ölümü neticesinde geride kalanların talep ettiği destekten yoksun kalma tazminatı, mirasçılık sıfatından bağımsız, doğrudan hak sahiplerinin şahsında doğan yansıma bir zarardır. Davalılar arasında zorunlu mali sorumluluk sigortacısının da bulunması ve sigorta hukukunun 6102 sayılı TTK'da düzenlenmiş olması sebebiyle bu dava mutlak ticari dava niteliğindedir. Bu nedenle, yolcunun ölümü halinde açılacak destekten yoksun kalma tazminatı davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi'dir. 2- Bedensel Zarara İlişkin Tazminat (Yaralanma Halinde): Yolcunun yaralanması halinde açılan bedensel zarar tazminatı davasında, yolcu 6502 sayılı Kanun uyarınca tüketici, taşıma sözleşmesi ise tüketici işlemidir. 6502 sayılı Kanun m. 83/2 uyarınca diğer kanunlarda düzenleme olsa dahi tüketici kanununun görev hükümleri uygulanacağından, yaralanmalı tazminat davalarında görevli mahkeme Tüketici Mahkemesi'dir. |
| Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 14 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili, TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, velayet, nafaka ve tazminat talep etmiştir[cite: 38]. Davalı Cevabı: Davalı erkek vekili, davanın reddini savunmuştur[cite: 38]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 5. Aile Mahkemesi; erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayet ve nafakaya karar vermiş, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini feragat nedeniyle reddetmiştir[cite: 38]. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi; istinaf aşamasında tarafların istinaftan feragat dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolü sunmaları üzerine, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma olarak görülüp tarafların bizzat dinlenmesi için dosyayı İlk Derece Mahkemesine göndermiştir[cite: 38]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ve gönderme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı kadının temyiz başvurusunu reddederek kararı ONAMIŞTIR[cite: 38]. |
| Eşin Tehdit ve Baskısıyla Kabul Edilen Anlaşmalı Boşanma Protokolü Karşısında Yargılamanın İadesi Talebinin Kabul Edilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 13 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili; müvekkilinin davalı erkek eşin silahlı tehdit ve baskısı altında anlaşmalı boşanma protokolünü ve istinaftan feragat dilekçesini imzalamak zorunda kaldığını, karara tesir eden hileli davranışlar bulunduğunu belirterek yargılamanın iadesine ve boşanma kararının tazminat ile mal rejimine ilişkin hükümlerinin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir[cite: 33]. Davalı Cevabı: Davalı erkek, dava dilekçesine cevap vermemiştir[cite: 33]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Amasra Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi; davacının protokoldeki imzaya veya duruşmaya katılan kişinin kendisi olmadığına yönelik itirazının bulunmadığı ve HMK m. 375'teki yargılamanın iadesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir[cite: 33]. İstinaf Kararı: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, davacı kadın vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir[cite: 33]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; erkeğin kadını ve çocuğunu ölümle tehdit ettiği iddiası üzerine ceza mahkemesinde yapılan yargılamada tehdit suçundan cezalandırıldığını ve bu kararın kesinleştiğini belirtmiştir[cite: 33]. Ceza mahkemesince tespit edilen maddi olgunun hukuk hakimini bağlayacağını ve kadının iradesinin serbestçe açıklanmadığının ispatlandığını vurgulayan Daire, yargılamanın iadesi talebinin kabulüyle esastan yargılama yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ORTADAN KALDIRMIŞ ve İlk Derece Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR[cite: 33]. |
| İrade Fesadı (Hile ve Korkutma) Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davasında 1 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcı ve Öğrenme Tarihi Yargıtay Kararı | Yargıtay 1. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 11 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; davacının maliki olduğu bağımsız bölümün, davalı kız kardeşi tarafından eşinin borçları nedeniyle haczedileceği korkusu verilerek iradesinin fesada uğratıldığını, taşınmazın çıplak mülkiyetinin devredilmesine rağmen geri verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, korkutma veya aldatmanın bulunmadığını, devrin iradi bir satış olduğunu ve alacağın bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı; ancak irade fesadı (hile ve korkutma) yönünden davacının oylanması ve tehditlerin sürmesi sebebiyle öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde davanın açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi; tanık beyanına göre davacının haczin gelmeyeceğini satıştan 1-2 yıl sonra öğrendiği, en geç 2012 yılı itibarıyla öğrenme gerçekleşmesine rağmen davanın 2017 yılında açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; TBK m. 39 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcında mağdurun öğrendiğini belirtttiği tarihin esas alınması gerektiğini, aksi iddiayı ispat yükünün davalıda olduğunu, davacının davalı ve ailesince oyalandığı ve nihai olarak vermeme iradesini 2016 yılında öğrendiği anlaşıldığından davanın süresinde açıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Boşanma Davasında Düğün Ziynetlerinin Aidiyeti, İspat Yükünün Değişmesi ve Yeni Yargıtay İçtihadı İlkesi Uyarınca Ziynet Alacağının Kabulü Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 15 |
Oku
Davacı-Karşı Davalı Kadın Talebi: Kadın vekili; erkeğin fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, düğün günü alınan ziynetlerinin iade edilmediğini belirterek boşanmalarına, velayete, maddi-manevi tazminata, tedbir ve yoksulluk nafakasına, ayrıca ziynet eşyalarının aynen iadesine veya bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir[cite: 26]. Davalı-Karşı Davacı Erkek Cevabı: Erkek vekili; iddiaları reddederek kadının hakaret ettiğini, ev işleriyle ilgilenmediğini, ziynet eşyalarını yanına alarak evden ayrıldığını savunmuş; boşanma, velayet ve tazminat talepli karşı dava açmıştır[cite: 26]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Sivas 1. Aile Mahkemesi; tarafları eşit kusurlu kabul ederek her iki boşanma davasının kabulüne, velayetin anneye verilmesine, tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri ile ispatlanamayan ziynet alacağı davasının reddine karar vermiştir[cite: 26]. Ek kararla erkek lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir[cite: 26]. İstinaf Kararı: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, kadının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir[cite: 26]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Dairenin ziynet eşyalarına ilişkin yeni ilkesel görüşünü hatırlatmış[cite: 26]; erkeğin mesajlarında "ziynetleri getireceğini" beyan etmesiyle ispat yükünün erkeğe geçtiğini, erkeğin ise ziynetleri kadına iade ettiğini kanıtlayamadığını belirtmiştir[cite: 26]. Bu doğrultuda ziynet alacağı davasının reddi usul ve yasaya aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı ziynet alacağı ve vekalet ücreti yönünden kadının yararına BOZULMUŞ, diğer yönlerden ONANMIŞTIR[cite: 26]. |
| Şirket Mülkiyetinin Boşaltılması ve Kötüniyetli Faaliyet Nedeniyle Limited Şirketin Feshi Kararı | Yargıtay 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 11 |
Oku
Dava Türü: Haklı Nedenlerle Limited Şirketin Feshi, Kar Payı ve Sermaye Payının Tahsili Davacı Talebi: Davacı %50 ortak, diğer ortağın şirketi boşalttığını, eşi adına rakip şirket kurdurarak müşteri portföyünü ve şirket faaliyetlerini bu şirkete aktardığını, bilgi ve defterlere erişimini engellediğini ileri sürerek şirketin haklı nedenle feshine, kar payı ve sermaye payının tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı şirket vekili, davacının şirketi zarara uğrattığını, kar payı dağıtım kararı bulunmadığını ve iddiaların asılsız olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: Asliye Ticaret Mahkemesince; davalı şirket yöneticisinin eşi adına şirket kurdurup faaliyetleri buraya yönlendirmesi, şirketi gayrifaal hale getirmesi haklı fesih sebebi kabul edilerek feshine ve tasfiyesine; genel kurul kararı olmaması sebebiyle kar payı talebinin reddine karar verilmiş, istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir. Temyiz (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ortaklar arasındaki güven ilişkisinin çekilmez derece zedelendiği ve şirketin işlemez hale getirildiği gerekçesiyle verilen fesih ve tasfiye kararını usul ve yasaya uygun bularak ONAMIŞTIR. |
| Poliçede İsmi Bulunmayan İşçinin Riziko Tarihinde Teminat Kapsamında Olmaması ve Temlik Yasağı Kararı | İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 14 |
Oku
Dava Türü: Sigorta Poliçesinden Doğan Tazminatın Alacağın Temliki Hükümleri Uyarınca Tahsili Davacı Talebi: Davacı şirket vekili, müvekkilinin tüm işçileri lehine işveren sorumluluk ve ferdi kaza sigortası yaptırdığını, iş kazasında ölen işçi ...'ün mirasçılarının alacaklarını davacıya temlik ettiğini belirterek Ferdi Kaza Sigorta Poliçesi kapsamındaki 20.000,00 TL tazminatın avans faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı sigorta şirketi vekili, ölen işçinin ana poliçe ve zeyilnamelerde isminin yer almadığını, kaza günü saat 09:30'da ölen işçi için aynı gün saat 12:00'den sonra geçerli olmak üzere zeyilname düzenlendiğini, bu nedenle riziko tarihinde teminat kapsamında olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İzmir 7. Asliye Ticaret Mahkemesince, ölen işçinin isminin riziko tarihinde teminat kapsamında yer almadığı ve 7251 sayılı Kanun ile Sigortacılık Kanunu'na eklenen Ek 6. madde uyarınca sigorta alacaklarının temlik edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi de yerel mahkeme gerekçelerini usul ve yasaya uygun bularak davacı vekilinin istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE oy birliğiyle karar vermiştir. |