Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Eşinin Ziynet Eşyalarını İş Yeri Açarken Alıp Harcayan Ve İade Etmediği Anlaşılan Erkeğin Ziynet Alacağını Ödemekle Yükümlü Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 16.09.2026 | 14 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, erkeğin kendisini aldattığını, fiziksel şiddet uyguladığını ve düğünde takılan ziynetleri rızası dışında aldığını belirterek zina ve evlilik birliğinin sarsılması sebebiyle boşanmalarına, tazminatlara ve 20 adet burgu bileziğin (90.400 TL) iadesine karar verilmesini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı erkek, kadının asılsız iddialarda bulunduğunu, aldatma olmadığını, ziynetlerin evlilik içinde harcandığını ve büyük kısmının kadında olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece erkeğin zina eylemi tam ispatlanamadığından zina davası reddedilmiş; ancak erkeğin başka bir kadınla görüşerek güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu, fiziksel şiddet uyguladığı ve tam kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmaya, kadın lehine 25.000,00 TL maddi ve 30.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmiştir. Ziynet alacağı davası yönünden ise tanık beyanları ile ziynetlerin iş yeri açılırken erkek tarafından alındığı ve iade edilmediği sabit görüleyerek 90.400,00 TL bedelin iadesine karar verilmiştir. İstinaf ve Temyiz / Yargıtay Kararı: Taraf vekillerinin istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kadın lehine manevi tazminatı 75.000,00 TL'ye yükseltmiş, diğer talepleri reddetmiştir. Kararın taraf vekillerince temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kararın usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle ONANMASINA karar vermiştir. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararının İki Yıl Geçtikten Sonra Tebliğe Çıkarılmasının Dürüstlük Kuralına Aykırı Olduğu ve Temelden Sarsılma Olgusunun Gerçekleşmediğini Gösterdiği Gerekçesiyle Davanın Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 9 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı erkek, tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarını talep etmiştir. Davalı Cevabı ve Temyiz Talebi: Davalı kadın; gerekçeli kararın iki yılı aşkın süre sonra tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz etmiş, dilekçesinde boşanmaktan vazgeçerek evliliklerini devam ettirme kararı aldıklarını beyan etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince 30.11.2015 tarihinde tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, gerekçeli karar iki yılı aşkın bir süre geçtikten sonra 13.03.2018 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kararın iki yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının evlilik birliğinin temelinden sarsıldığı olgusunun gerçekleşmediğini gösterdiğini, ayrıca TMK m. 2'de düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu belirterek, boşanma iradesinin samimi olmaması sebebiyle davanın reddine karar verilmek üzere hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Kararının Aradan Sekiz Yıl Geçtikten Sonra Tebliğe Çıkarılmasının Hakkın Kötüye Kullanılması Olduğu ve Boşanma İradesinin Samimi Olmadığı Gerekçesiyle Davanın Reddi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 9 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı erkek, tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı ve Temyiz Talebi: Davalı kadın; kararın sekiz yıl sonra tebliğ edilmesi üzerine süresinde temyiz başvurusunda bulunarak, aralarında anlaşarak gerekçeli kararı tebliğ almadıklarını, herkesin kendilerini evli bildiğini, Nisan 2018 tarihine kadar çocukları ile birlikte aynı konutta yaşayıp evlilik birliğini sürdürdüklerini belirterek boşanmak istemediğini ve hükmün bozulmasını talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince 09.11.2010 tarihinde tarafların TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiş, ancak gerekçeli karar aradan sekiz yıl geçtikten sonra 19.04.2018 tarihinde tebliğe çıkarılmıştır. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kararın sekiz yıl gibi uzun bir süre geçtikten sonra tebliğe çıkarılmasının TMK m. 2'de yer alan dürüstlük kuralına aykırı ve hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğunu, boşanma iradesinin samimi olmadığının anlaşıldığını belirterek davanın reddine karar verilmek üzere hükmü BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 20 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliği içerisinde edinilen malların ve şirket hisselerinin davalı adına tescil edildiğini, davalının mal rejiminden kaynaklanan alacakları ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek şimdilik gayrimenkuller için 150.000,00 TL, hisse devri için 62.500,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 29]. Davalı Cevabı ve Karşı Dava: Davalı-karşı davacı vekili; anlaşmalı boşanma duruşmasında davacının 'paylaşacak bir malları olmadığını' beyan ettiğini, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı adına kayıtlı 3 taşınmaz yönünden şimdilik 50.000,00 TL katılma alacağı talep etmiştir[cite: 29]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 1. Aile Mahkemesince; tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasında 'paylaşılacak bir malları ve eşya talepleri olmadığını' beyan ettikleri, bu durumun mal rejimini tasfiye ettikleri anlamına geldiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir[cite: 29]. İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir[cite: 29]. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin boşanma protokolünde ve kararda mal rejimine ilişkin hüküm bulunmadığı, duruşmadaki soyut beyanların somutlaştırılmış bir haktan feragat sayılamayacağı yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 29]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın mali sonuçlarının tazminat ve nafakaları kapsadığını, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi olmadığını ve ayrıca açıkça protokolde veya hükümde yer almadıkça sırf duruşmadaki muğlak 'paylaşacak malımız yoktur' beyanıyla tasfiyeden feragat edilmiş sayılamayacağını vurgulayarak direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 29]. |
| Yetim Aylığı Kesilmesine Karşı Açılan Davada Çelişkilerin Giderilmesi Bozma Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 14 |
Oku
Dava Türü: Kurum İşleminin İptali ve Yetim Aylığının Yeniden Bağlanması Davacı Talebi: Davacı vekili, annesinin vefatı üzerine bağlanan yetim aylığının tutulan tutanak sebebiyle kesildiğini, eski eşiyle fiilen birlikte yaşamadığını ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile aylıkların ödenmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı SGK vekili, denetmen raporu ve muhtarlık beyanlarına göre Kurum işleminin hukuka uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince fiili birliktelik bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi davacı ile eski eşin adres kayıtlarının aynı olmasından doğan çelişkilerin giderilmesi ve ihbar eden kişinin araştırılması gerektiği gerekçesiyle kararı bozmuş, İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, adres ortaklığı karşısında tanık beyanlarıyla oluşan çelişkilerin giderilmesi, kolluk araştırması yapılması ve ihbarcının dinlenilmesi gerektiği gerekçesiyle direnme kararını BOZMUŞTUR. |
| Boşandığı Eşiyle Fiilen Birlikte Yaşama Nedeniyle Kesilen Aylıkta Eksik İnceleme Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 11 |
Oku
Dava Türü: Kurum İşleminin İptali, Kesilen Ölüm Aylığının Yeniden Bağlanması ve Borçlu Olunmadığının Tespiti Davacı Talebi: Davacı vekili, babasının vefatından sonra bağlanan ölüm aylığının boşandığı eşiyle fiilen birlikte yaşadığı gerekçesiyle kesildiğini ileri sürerek Kurum işleminin iptali ile aylığın bağlanmasını ve borçlu olunmadığının tespitini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı SGK vekili, Kurum işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince fiili birlikteliğin bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 10. Hukuk Dairesi araştırmanın yetersiz olduğu gerekçesiyle kararı iki kez bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi ise direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, 5510 sayılı Kanun'un 56/2. maddesi kapsamında komşular, muhtar ve kolluk vasıtasıyla geniş kapsamlı araştırma yapılıp denetmen raporunun aksi ispat edilmeden eksik incelemeyle karar verilemeyeceğini belirterek direnme kararını BOZMUŞTUR. |