Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma Sonrasında Türk Medeni Kanunu'nun 174. Maddesi Uyarınca Maddi ve Manevi Tazminat İstenemeyeceği Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 20 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili; evlilik süresince fiziksel şiddete uğradığını, ölümle tehdit edildiğini, o dönemki boşanma davasında baskı altında nafakadan vazgeçtiğini belirterek TMK m. 178 uyarınca 300,00 TL yoksulluk nafakası ile 5.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek; davacı ile anlaşmalı olarak boşandıklarını, davacının beyanlarının gerçeği yansıtmadığını ve maddi durumunun yetersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla); zamanaşımı def'i bulunmadığından yargılamaya devam etmiş, önceki boşanma davasında nafakadan vazgeçildiği için yoksulluk nafakası talebini reddetmiş; ancak evlilik birliği içerisindeki fiziksel şiddet ve baskılar sebebiyle davacı yararına 2.000,00 TL maddi ve 2.000,00 TL manevi tazminata hükmetmiştir. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; anlaşmalı boşanma ile mali sonuçların nihai olarak çözüldüğünü ve tasfiye edildiğini, sonradan TMK m. 174 uyarınca tazminat istenemeyeceğini belirterek kararı bozmuştur. İlk Derece Mahkemesi ise önceki boşanmanın TMK m. 166/1-2 uyarınca kabul yoluyla gerçekleştiği ve tazminatlardan feragat edilmediği gerekçesiyle direnme kararı vermiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; önceki boşanma davasının TMK m. 166/3 uyarınca tarafların karşılıklı serbest iradeleriyle anlaşmalı boşanma şeklinde sonuçlandığını, anlaşmalı boşanma ile tarafların boşanmanın mali sonuçlarını nihai olarak tasfiye ettiklerini ve bu davalarda kusur tespiti yapılmadığı için sonradan yeni bir kusur araştırması yapılarak tazminat verilemeyeceğini vurgulayarak yerel mahkemenin direnme kararını BOZMUŞTUR. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünde Müşterek Çocukların Eğitim Giderlerini Üstlenen Babanın Taahhüdünün Velayetin Anneye Değiştirilmesi Halinde de Geçerliliğini Koruyacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 16 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı anne vekili; anlaşmalı boşanma protokolü ve mahkeme kararı uyarınca müşterek çocukların tüm eğitim giderlerini üstlenen davalı babanın, velayet kendisine verildikten sonra bu giderleri ödemediğini, müvekkilinin çocukların mağdur olmaması için ödediği okul ve servis ücretlerinin rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan haksız itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatını talep etmiştir[cite: 33]. Davalı Cevabı: Davalı baba vekili; velayetin anneye geçmesiyle protokoldaki yükümlülüğün sona erdiğini, kararın açık olmadığını ve fahiş harcamaların talep edildiğini savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatını istemiştir[cite: 33]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İzmir 12. Aile Mahkemesi; velayet babada iken protokolle kararlaştırılan eğitim gideri yükümlülüğünün velayet anneye geçtikten sonra babayı bağlamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir[cite: 33]. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; babanın eğitim giderlerini üstlenme taahhüdünün velayet koşuluna bağlı olmadığını belirterek kararı bozmuş, İlk Derece Mahkemesi ise önceki kararda direnmiştir[cite: 33]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; sözleşmeye bağlılık ilkesi gereğince onaylanan boşanma protokolünün bağlayıcı olduğunu, protokolde eğitim giderlerinden sorumluluğun velayet hükmünden bağımsız olarak düzenlendiğini, velayet değişse dahi babanın taahhüdü ile bağlı kalmaya devam edeceğini belirterek yerel mahkemenin direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 33]. |
| Harici Taşınmaz Satış Bedelinin İadesi Talebinde İspat Yükü, Senetle İspat Zorunluluğu ve Göndereni Tespitedilemeyen WhatsApp Ekran Görüntülerinin Delil Başlangıcı Sayılamayacağı Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 18 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı; davalıdan 175.000 TL karşılığında haricen taşınmaz satın aldığını, bedeli elden ödemesine rağmen tapunun devredilmediğini ve paranın iade edilmediğini belirterek başlattığı icra takibine vaki itirazın iptalini, takibin devamını ve icra inkar tazminatını talep etmiştir[cite: 31]. Davalı Cevabı: Davalı; ödeme yapıldığı iddialarının gerçeği yansıtmadığını, iddianın yazılı delille ispatlanması gerektiğini ve takibin kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini ve kötü niyet tazminatını istemiştir[cite: 31]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Gebze 1. Asliye Hukuk Mahkemesi; ispat yükünün davacıda olduğu, senetle ispat sınırı gereği iddianın yazılı delille kanıtlanması gerektiği, davacının telefonunda bulunmayan ve göndereni belirlenemeyen WhatsApp ekran görüntülerinin delil başlangıcı sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir[cite: 31]. İstinaf Kararı: Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi; davacının iddiasını dosyadaki mevcut delillerle ispat edemediği gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermiştir[cite: 31]. Temyiz Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; HMK m. 200 gereğince miktar itibarıyla senetle ispat zorunluluğu bulunduğunu, elektronîk mesajların delil başlangıcı sayılabilmesi için karşı tarafça gönderildiğinin tereddütsüz olması gerektiğini, davalının açık muvafakati olmaksızın tanık dinlenemeyeceğini ve sunulan ekran görüntülerinin delil başlangıcı niteliği taşımadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını ONANMASINA karar vermiştir[cite: 31]. |
| Trafik Kazasından Kaynaklanan Tazminat Davasında SGK Tarafından Yapılan Geçici İş Göremezlik Ödemesinin Hesaptan Düşülmesi ve Kusur Tespiti İçin Bilirkişi Raporu Alınması Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 17 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; davacının sevk ve idaresindeki araç ile davalının ZMSS poliçeli aracının karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL sürekli iş göremezlik ve 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının tahsilini talep etmiş; talebini ıslahla 233.994,22 TL sürekli ve 6.242,00 TL geçici iş göremezlik tazminatına yükseltmiştir[cite: 30]. Davalı Cevabı: Davalı vekili; usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın zamanaşımına uğradığını, maluliyet ve kusur tespitinin hatalı olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı dışında kaldığını, SGK tarafından ödeme yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur[cite: 30]. Tahkim ve İtiraz Hakem Heyeti Kararı: Uyuşmazlık Hakem Heyeti, davalıya sigortalı aracın %75 kusurlu kabul edilmesi ve %20 maluliyet oranı üzerinden toplam 245.336,22 TL tazminatın tahsiline karar vermiştir[cite: 30]. İtiraz Hakem Heyeti ise davalı vekilinin itirazlarını reddetmiştir[cite: 30]. Temyiz Kararı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi; SGK tarafından davacıya yapılan 802,72 TL geçici iş göremezlik ödemesinin gerçek zararın tespiti ilkesi gereği hesaptan düşülmemesini ve uzman bilirkişiden tarafların kusur oranlarına ilişkin denetime açık rapor alınmaksızın eksik incelemeyle karar verilmesini usul ve yasaya aykırı bularak İtiraz Hakem Heyeti kararını BOZMUŞTUR[cite: 30]. |
| Anlaşmalı Boşanma Duruşmasındaki Soyut Sözlü Beyanların Yasal Mal Rejiminin Tasfiyesinden Feragat Sayılamayacağı ve Tasfiye Alacağı Haklarını Ortadan Kaldırmayacağı Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 34 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; tarafların anlaşmalı olarak boşandıklarını, evlilik birliği içerisinde edinilen malların ve şirket hisselerinin davalı adına tescil edildiğini, davalının mal rejiminden kaynaklanan alacakları ödeme taahhüdünü yerine getirmediğini belirterek şimdilik gayrimenkuller için 150.000,00 TL, hisse devri için 62.500,00 TL alacağın faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 29]. Davalı Cevabı ve Karşı Dava: Davalı-karşı davacı vekili; anlaşmalı boşanma duruşmasında davacının 'paylaşacak bir malları olmadığını' beyan ettiğini, davanın dürüstlük kuralına aykırı olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davada ise davacı adına kayıtlı 3 taşınmaz yönünden şimdilik 50.000,00 TL katılma alacağı talep etmiştir[cite: 29]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 1. Aile Mahkemesince; tarafların anlaşmalı boşanma duruşmasında 'paylaşılacak bir malları ve eşya talepleri olmadığını' beyan ettikleri, bu durumun mal rejimini tasfiye ettikleri anlamına geldiği gerekçesiyle asıl ve karşı davanın reddine karar verilmiştir[cite: 29]. İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, İlk Derece Mahkemesi kararını usul ve yasaya uygun bularak istinaf başvurularının esastan reddine karar vermiştir[cite: 29]. Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin boşanma protokolünde ve kararda mal rejimine ilişkin hüküm bulunmadığı, duruşmadaki soyut beyanların somutlaştırılmış bir haktan feragat sayılamayacağı yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 29]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanmanın mali sonuçlarının tazminat ve nafakaları kapsadığını, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi olmadığını ve ayrıca açıkça protokolde veya hükümde yer almadıkça sırf duruşmadaki muğlak 'paylaşacak malımız yoktur' beyanıyla tasfiyeden feragat edilmiş sayılamayacağını vurgulayarak direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 29]. |
| İrade Fesadı (Hile ve Korkutma) Nedeniyle Tapu İptali ve Tescil Davasında 1 Yıllık Hak Düşürücü Sürenin Başlangıcı ve Öğrenme Tarihi Yargıtay Kararı | Yargıtay 1. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 19 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili; davacının maliki olduğu bağımsız bölümün, davalı kız kardeşi tarafından eşinin borçları nedeniyle haczedileceği korkusu verilerek iradesinin fesada uğratıldığını, taşınmazın çıplak mülkiyetinin devredilmesine rağmen geri verilmediğini ileri sürerek tapu kaydının iptali ile davacı adına tescilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili; davanın süresinde açılmadığını, korkutma veya aldatmanın bulunmadığını, devrin iradi bir satış olduğunu ve alacağın bulunmadığını savunarak davanın reddini dilemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece inançlı işlem iddiasının yazılı delille kanıtlanamadığı; ancak irade fesadı (hile ve korkutma) yönünden davacının oylanması ve tehditlerin sürmesi sebebiyle öğrenme tarihinden itibaren 1 yıllık süre içerisinde davanın açıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi; tanık beyanına göre davacının haczin gelmeyeceğini satıştan 1-2 yıl sonra öğrendiği, en geç 2012 yılı itibarıyla öğrenme gerçekleşmesine rağmen davanın 2017 yılında açıldığı gerekçesiyle davanın hak düşürücü süreden reddine karar vermiştir. Temyiz Kararı: Yargıtay 1. Hukuk Dairesi; TBK m. 39 uyarınca 1 yıllık hak düşürücü sürenin başlangıcında mağdurun öğrendiğini belirtttiği tarihin esas alınması gerektiğini, aksi iddiayı ispat yükünün davalıda olduğunu, davacının davalı ve ailesince oyalandığı ve nihai olarak vermeme iradesini 2016 yılında öğrendiği anlaşıldığından davanın süresinde açıldığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR. |
| Onur Kırıcı Davranış ve Pek Kötü Muamele Sebebiyle Boşanma Davasında Fiziki Şiddet ve Ağır Hakaretlerin Özel Boşanma Sebebini Oluşturacağı Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 20 |
Oku
Davacı-Karşı Davalı Erkek Talebi: Erkek vekili; kadının kötü alışkanlıkları olduğunu, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını belirterek TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarını ve velayetin kendisine verilmesini talep etmiştir[cite: 27]. Davalı-Karşı Davacı Kadın Talebi: Kadın vekili; erkeğin şiddet uyguladığını, evi terk ettiğini ve son olarak fiziksel şiddette bulunduğunu belirterek erkeğin davasının reddini, kendi davasının ise TMK m. 162 uyarınca pek kötü muamele ve onur kırıcı davranış sebebiyle kabulünü talep etmiştir[cite: 27]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Silifke Asliye Hukuk Mahkemesi (Aile Mahkemesi Sıfatıyla); erkeğin davasını TMK m. 166/1 gereğince kabul etmiş, kadının davasını ise ceza dosyasına konu fiziki şiddet eylemlerine rağmen tarafların birlikte yaşamaya devam ettiği ve affettiği gerekçesiyle TMK m. 162 yönünden reddetmiştir[cite: 27]. Temyiz ve Direnme Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin kadının TMK m. 162 uyarınca davasının kabulü gerektiği yönündeki bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi direnme kararı vermiştir[cite: 27]. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu; erkeğin kadının saçını çekip boğazını sıkmak suretiyle fiziksel şiddet uygulamasının ve etrafta hakaret içerikli sözler söylemesinin TMK m. 162 anlamında onur kırıcı davranış teşkil ettiğini, kadının eşini affettiğine dair delil bulunmadığını belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararını BOZMUŞTUR[cite: 27]. |
| Boşanma Davasında Düğün Ziynetlerinin Aidiyeti, İspat Yükünün Değişmesi ve Yeni Yargıtay İçtihadı İlkesi Uyarınca Ziynet Alacağının Kabulü Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 22 |
Oku
Davacı-Karşı Davalı Kadın Talebi: Kadın vekili; erkeğin fiziksel ve psikolojik şiddet uyguladığını, düğün günü alınan ziynetlerinin iade edilmediğini belirterek boşanmalarına, velayete, maddi-manevi tazminata, tedbir ve yoksulluk nafakasına, ayrıca ziynet eşyalarının aynen iadesine veya bedelinin tahsiline karar verilmesini talep etmiştir[cite: 26]. Davalı-Karşı Davacı Erkek Cevabı: Erkek vekili; iddiaları reddederek kadının hakaret ettiğini, ev işleriyle ilgilenmediğini, ziynet eşyalarını yanına alarak evden ayrıldığını savunmuş; boşanma, velayet ve tazminat talepli karşı dava açmıştır[cite: 26]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Sivas 1. Aile Mahkemesi; tarafları eşit kusurlu kabul ederek her iki boşanma davasının kabulüne, velayetin anneye verilmesine, tazminat ve yoksulluk nafakası talepleri ile ispatlanamayan ziynet alacağı davasının reddine karar vermiştir[cite: 26]. Ek kararla erkek lehine vekalet ücretine hükmedilmiştir[cite: 26]. İstinaf Kararı: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, kadının istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir[cite: 26]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Dairenin ziynet eşyalarına ilişkin yeni ilkesel görüşünü hatırlatmış[cite: 26]; erkeğin mesajlarında "ziynetleri getireceğini" beyan etmesiyle ispat yükünün erkeğe geçtiğini, erkeğin ise ziynetleri kadına iade ettiğini kanıtlayamadığını belirtmiştir[cite: 26]. Bu doğrultuda ziynet alacağı davasının reddi usul ve yasaya aykırı bulunarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı KALDIRILMIŞ, İlk Derece Mahkemesi kararı ziynet alacağı ve vekalet ücreti yönünden kadının yararına BOZULMUŞ, diğer yönlerden ONANMIŞTIR[cite: 26]. |
| Boşanma Sonrası Çeyiz ve Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Mülkiyet Hakkına Dayalı İstihkak Taleplerinin Zamanaşımına Tabi Olmadığı Bedel Tazmininde İse 10 Yıllık Zamanaşımının Uygulanacağı Yargıtay Kararı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 19 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı davalı eşinin konutunda kalan çeyiz, şahsi eşyalar ve katkıda bulunduğu mobilya eşyalarının aynen iadesini, aynen iade mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibarıyla bedellerinin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 25]. Davalı Cevabı: Davalı asil, davacının dava açma hakkının bulunmadığını, boşanma davasında haklarını saklı tutmadığını, evi terk ederken tüm şahsi eşyalarını götürdüğünü ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir[cite: 25]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Pınarhisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, TMK m. 178 gereğince boşanma kararından itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar vermiştir[cite: 25]. Temyiz Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; eşyaların aynen iadesi talebinin mülkiyet hakkına dayalı bir "istihkak davası" olduğunu ve zamanaşımına tabi bulunmadığını[cite: 25]; eşyaların aynen mevcut olmaması durumunda istenecek bedelin ise tazminat niteliğinde olup TMK m. 178'deki 1 yıllık süreye değil, BK m. 125 gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirtmiştir[cite: 25]. Boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık sürenin dolmadığını vurgulayan Yargıtay, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımından reddedilmesini hukuka aykırı bularak hükmün BOZULMASINA karar vermiştir[cite: 25]. |
| İkinci El Araç Satışında Kilometrenin Düşürülmesi Nedeniyle Gizli Ayıp Bulunması Halinde Sözleşmeden Dönme ve Bedel İadesi Haklarının Kullanılabileceği Yargıtay Kararı | Yargıtay 13. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 19 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı avukatı; müvekkilinin internet ilanında 54.700 km ve hasarsız olarak gördüğü aracı 22.000,00 TL bedelle satın aldığını, servise götürdüğünde aracın kilometresinin 137.864 olduğunu ve parçalarının değiştiğini öğrendiğini belirterek satış bedelinin iadesini, bu mümkün olmazsa 4.000,00 TL tazminatın tahsilini talep etmiştir[cite: 24]. Davalı Cevabı: Davalı; davacının aracı görüp inceleterek satın aldığını, muayene yükümlülüğünün davacıda olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur[cite: 24]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; ayıbın sadece kilometrenin düşürülmesinden kaynaklandığı, sözleşmeden dönme yerine bedelden indirimin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile 1.500,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir[cite: 24]. Temyiz Kararı: Yargıtay 13. Hukuk Dairesi; kilometresi düşürülen aracın gizli ayıplı olduğunu, satıcının ayıbın varlığını bilmese dahi sorumlu olduğunu ve alıcının sözleşmeden dönerek bedel iadesi isteme hakkının bulunduğunu belirterek, aracın davalıya iadesi koşuluyla satış bedelinin tahsiline karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü davacı yararına BOZMUŞTUR[cite: 24]. |