Boşanma Sonrası Çeyiz ve Ziynet Eşyalarının İadesi Davasında Mülkiyet Hakkına Dayalı İstihkak Taleplerinin Zamanaşımına Tabi Olmadığı Bedel Tazmininde İse 10 Yıllık Zamanaşımının Uygulanacağı Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 07.09.2026
13
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi Esas: 2010/5567 Karar: 2011/2071
Özet

Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin boşandığı davalı eşinin konutunda kalan çeyiz, şahsi eşyalar ve katkıda bulunduğu mobilya eşyalarının aynen iadesini, aynen iade mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibarıyla bedellerinin yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir[cite: 25].

Davalı Cevabı: Davalı asil, davacının dava açma hakkının bulunmadığını, boşanma davasında haklarını saklı tutmadığını, evi terk ederken tüm şahsi eşyalarını götürdüğünü ve davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir[cite: 25].

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Pınarhisar Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesi, TMK m. 178 gereğince boşanma kararından itibaren 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımından reddine karar vermiştir[cite: 25].

Temyiz Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi; eşyaların aynen iadesi talebinin mülkiyet hakkına dayalı bir "istihkak davası" olduğunu ve zamanaşımına tabi bulunmadığını[cite: 25]; eşyaların aynen mevcut olmaması durumunda istenecek bedelin ise tazminat niteliğinde olup TMK m. 178'deki 1 yıllık süreye değil, BK m. 125 gereğince 10 yıllık genel zamanaşımı süresine tabi olduğunu belirtmiştir[cite: 25]. Boşanmanın kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıllık sürenin dolmadığını vurgulayan Yargıtay, mahkemece işin esasına girilmesi gerekirken davanın zamanaşımından reddedilmesini hukuka aykırı bularak hükmün BOZULMASINA karar vermiştir[cite: 25].

Tam Orijinal Karar Metni

Davacı vekili dava dilekçesinde; vekil edeninin Pınarhisar Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/22 E., 2005/38 K. sayılı ilamıyla boşandığını, evlenirken yanında götürdüğü çeyiz ve şahsi eşyalarının davalı eşin konutunda kaldığını, boşanmalarından bugüne kadar davalı tarafından eşyaların geri verilmediğini, hatta eşyalar ortak konuttan alınarak agabeyiyle annesinin evine götürdüğünü açıklayarak çeyiz ve şahsi eşyası olarak birlikte götürdüğü toplam 67 adet eşya ile dava dilekçesi ekinde sunulan ve vekil edeni tarafından 1/2 oranında katkısı bulunan 14 adet mobilya eşyasının aynen iadesine, aynen iadesi mümkün olmadığı takdirde dava tarihi itibariyle bedellerin tutarının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı asil 27.03.2008 havale tarihli cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında; davacının dava açma hakkının olmadığını, davacının talep hakkının zamanaşımına uğradığını, boşanma davası açılırken eşyalarla İlgili dava açma hakkını saklı tutmadığını, evi terk ederken de evde bulunan tüm şahsi eşyalarını yanında götürdüğünü belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Mahkemece, "TMK'nın 178. maddesi gereğince bir yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu gerekçe göstermek suretiyle davanın zamanaşımından reddine" karar verilmesi üzerine; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, çeyiz ve şahsi eşyalar ile mobilya türünde eşyaların aynen iadesi, aynen iadesinin olanaklı olmaması halinde, dava tarihi itibariyle bedellerinin toplamının yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili isteğine ilişkindir (TMK m. 683, 220, 222/1, 223/1, 226/1).
Mahkemece, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş İse de, mahkemenin bu görüşü somut olguya uygun düşmemektedir. Bir davada maddi olayları ileri sürmek taraflara, hukuki nitelendirmeyi yapmak ve dayanılan kanun maddesini belirlemek ise hakime aittir (HUMK m. 74, 75 ve 76). Bundan ayrı Dairenin 28.04.2009 gün ve 2009/1201, 2009/2042 sayılı bozma ilamında da değinildiği gibi, somut olayda ve istek gözönünde tutulduğunda görevli mahkemenin Aile Mahkemesi olduğu konusunda bir duraksama söz konusu değildir. İstek, dava dilekçesinde belirtilen eşyaların mevcut ise aynen iadesine, olmadığı takdirde ise, bedelinin tahsiline ilişkindir. Taraflar 23.09.2002 tarihinde evlenmişler ve eldeki dava ise 10.03.2008 tarihinde açılmıştır. O halde, davada Aile Mahkemesi görevlidir.
Dava, eşyanın iadesine, olmadığı takdirde bedelin tahsiline ilişkindir. Görüldüğü gibi davacı davasını kademeli (terditii) açmıştır. Öncelikle birinci kademede; eşyaların aynen iadesini istemiş, aynen İadesinin olanaklı bulunmadığı yani eşyalar aynen mevcut değil ise, bu takdirde ikinci kademede; bedellerin tazminini istemiştir. Şu halde, davacı birinci seçenek ile aynı (mülkiyet) hakkına dayanarak istekte bulunmuştur. Mülkiyet hakkının içeriği gözetildiğinde; "bir şeye malik olan kimse hukuk düzeninin sınırları içinde o şey üzerinde dilediği gibi kullanma ve tasarrufta bulunma yetkisine sahiptir. Malik, tasarruf özgürlüğüne yönelik saldırılara karşı elatmanın önlenmesi davasını açabileceği gibi istihkak davasını da açabilir (TMK m. 683/1-2). Şu halde eşyaların geri istenmesi davası, bu olgu çerçevesinde ve bu anlamda "İstihkak Davası" olarak kabul edilmektedir.
Davanın, kişisel malların nelerden ibaret olduğunu öngören TMK'nın 220, "Her eş, yasal sınırlar içerisinde kişisel malları ile edinilmiş mallarını yönetme, bunlardan yararlanma ve bu mallar üzerinde tasarrufta bulunma hakkına sahip olduğunu" ifade eden aynı Kanun'un 223/1, "Her eş, diğer eşte bulunan mallarını geri alır" düzenlemesine yer veren TMK'nın 226/1 ve "Belirli bir malın eşlerden birine ait olduğunu iddia eden kimse, iddiasını ispat etmekle yükümlüdür" hükmüne yer veren TMK'nın 222/1, 683 madde ve fıkralarına dayalı olarak açıldığının kabulü gerekir.
Mahkemece, yapılacak araştırma ve inceleme sonucu (davacı dava dilekçesinde "vs delail" demekle aynı zamanda yemin deliline de dayanmıştır) istenen eşyaların aynen mevcut olduğunun saptanması halinde uyuşmazlık bu açıdan mülkiyet hakkına dayandığından olayda zamanaşımı söz konusu olamaz. Eşlerden her biri kişisel eşyalarını her zaman mal rejiminin sona ermesinden önce ya da sonra isteyebilir. Bu istek mal rejiminin tasfiyesi halinde, istenilecek katkı payı, değer artış payı veya artık değere katılma alacağı olarak nitelendirilemez ve değerlendirilemez. Bu tür eşyalarla İlgili dava, boşanmanın fer'i (eki) niteliğinde davalar olarak da düşünülemez.
O halde, eşyaların aynen geri verilmesine İlişkin istihkak davaları her zaman açılabildiğinden zamanaşımına tabi değildirler (8. HD 17.12.2009 tarih, 2009/2348 E., 2009/6173 K.; 2. HD 28.06.2006 tarih, 2006/843-8767 E.K.).
Dava konusu eşyaların aynen mevcut olmadığının belirlenmesi halinde ise, eşyaların toplam bedeline karar verilmesi gerekeceğinden bu halde, somut olayda zamanaşımı söz konusu olur.
Taraflar 23.09.2002 tarihinde evlenmişler, 30.04.2004 tarihinde açılan ve kabulle sonuçlanan, 05.06.2006 tarihinde kesinleşen boşanma kararıyla boşanmışlardır. Eşleri başka bir mal rejimini seçtiklerini ileri sürmediklerine göre, evlendikleri 23.09.2002 tarihinden boşanma davasının açıldığı 30.04.2004 tarihine kadar eşler arasında yasal edinilmiş mallara (artık değere) katılma rejimi geçerlidir (MK m. 202). Taraflar arasındaki geçerli mal rejimi boşanma davasının açıldığı 30.04.2004 tarihinde sona ermiştir (MK m. 225/2).
Eşyaların aynen mevcut olmaması halinde istenen eşya bedeli "tazminat" niteliğinde bulunduğundan olayda TMK'nın 178. maddesi değil, aynı Kanun'un 5. maddesi yoluyla BK'nın 125. maddesinde öngörülen 10 yıllık zamanaşımı süresi uygulanır. TMK'nın 5. maddesinde; "Bu Kanun ve BK'nın genel nitelikli hükümleri uygun düştüğü ölçüde tüm özel hukuk tüzel kişilerine uygulanır" denilmektedir.
BK'nın 125. maddesinde ise; "Bu Kanun'da başka surette hüküm mevcut olmadığı takdirde her dava 10 senelik müruru zamana tabidir" hükmüne yer verilmiştir. BK'nın 132/1-3. bendinde ise; "Nikah (evlilik) devam ettiği sürece karı kocadan birinin diğerinin zimmetinde olan alacakları hakkında, zamanaşımı işlemez" bu durum karşısında olay çözüme kavuşturulurken bu maddelerin de gözönünde tutulması gerekir.
Şu halde, boşanma kararının kesinleştiği 05.06.2006 tarihinden eldeki eşya davasının açıldığı 10.03.2008 tarihine kadar BK'nın 125. maddesinde belirtilen 10 yıllık zamanaşımı süresi henüz geçmediğinden işin esasına girilerek iddia ve savunma doğrultusunda toplanacak deliller çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken olayda uygulama yeri olmayan TMK'nın 178. maddesinde öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği görüşüyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Davacı vekilinin temyiz itirazları bu bakımdan yerinde olduğundan kabulü ile usul ve kanuna aykırı olan yerel mahkeme hükmünün açıklanan nedenlerle ve HUMK'nın 428. Maddesi uyarınca (BOZULMASINA), 11.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik