Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 24 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz, araçlar ve şirket kar payı alacağına ilişkin olarak edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacağın tahsilini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü gereğince birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat taleplerinin olmadığını, bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Kararı: İlk Derece Mahkemesi, protokoldeki beyanların ve mahkeme içi ikrarın boşanmanın fer'ileri dışındaki hususları da kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma protokolündeki mali beyanların boşanmanın fer'ilerine yönelik olduğunu ve açıkça mal rejimini kapsamadığını belirterek kararı bozmuş; ancak İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Temyiz/Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi niteliğinde olmadığını, protokoldaki ibarelerin mal rejiminden feragati açıkça içermediğini belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararının bozulmasına karar vermiştir. |
| Mal Ayrılığı Rejiminde Ev İçi Katkının İspatlanamaması Sebebiyle Onama Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 16 |
Oku
Dava Türü: Katkı Payı Alacağı Davası Davacı Talebi: Davacı kadın, evlilik birliği içinde alınan taşınmazın edinilmesine ziynet eşyaları, konfeksiyon ve temizlik işlerinde çalışarak elde ettiği gelirle katkıda bulunduğunu belirterek 150.000,00 TL katkı payı alacağının tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı erkek, taşınmazın kendisine miras kalan malların satışından elde edilen gelirle alındığını, davacının parasal bir katkısının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesi, mal ayrılığı döneminde yapılan katkının parasal bir değerle ispatlanması gerektiğini, ev içi katkının alacağa konu edilemeyeceğini ve tanık beyanlarının görgüye dayalı olmadığını belirterek davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, dosyadaki delillerin değerlendirilmesinde ve hukuki nitekimde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararını ONAMIŞTIR. |
| İştirak Olarak Adlandırılan Yoksulluk Nafakası Ve Tazminat İsteminde Karar Verilmesi Zorunluluğu | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 8 |
Oku
Dava Türü: Karşılıklı Boşanma, Nafakalar ve Tazminat Davası Davacı (Kadın) Talebi: Kadın eş, kendisi ve çocukları için nafaka isteyerek bunun boşanma kararı sonrasında da devam etmesini, ayrıca 30.000 TL manevi tazminat ödenmesini talep etmiştir. Davalı (Erkek) Talebi: Erkek eş karşı boşanma davası açarak davanın kabulünü savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece karşı davanın kabulüne karar verilmiş, kadının kendisi için talep ettiği nafaka iştirak nafakası olarak adlandırıldığı gerekçesiyle yoksulluk nafakası bulunmadığı kabul edilmiş ve manevi tazminat talebi hakkında karar verilmemiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, olayları açıklamanın taraflara hukuki nitelendirmenin hakime ait olduğunu hatırlatmıştır. Kadının kendisi için boşanma sonrasında devam edecek nafaka talebinin yoksulluk nafakası niteliğinde olduğunu, yanlış adlandırmanın istem bulunmadığı şeklinde yorumlanamayacağını ve istenen manevi tazminat hakkında olumlu/olumsuz karar verilmemesini usule aykırı bularak kararı BOZMUŞTUR. |
| Zina Veya Hayata Kast Dışındaki Boşanmada Katılma Alacağının Azaltılamayacağı | Yargıtay 8. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 04.09.2026 | 19 |
Oku
Dava Türü: Mal Rejiminin Tasfiyesinden Kaynaklanan Artık Değere Katılma Alacağı Davacı Talebi: Davacı vekili, evlilik birliği içinde edinilen mallar nedeniyle 55.000,00 TL katılma alacağının davalıdan tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, malların kendi kazancı ile alındığını ve TMK 236/2 maddesi gereğince davacının katılma alacağı alamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece, boşanma davasının davacının ağır kusuru nedeniyle sonuçlandığı gerekçesiyle TMK 236/2 maddesi uyarınca davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz (Yargıtay 8. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, TMK 236/2 maddesindeki katılma alacağının azaltılması veya kaldırılması kuralının sadece Zina (TMK m. 161) veya Hayata Kast (TMK m. 162) nedeniyle verilen boşanma kararlarında uygulanabileceğini, temelden sarsılma veya haysiyetsiz hayat sürme gerekçeli boşanmalarda bu maddenin uygulanamayacağını belirterek kararı BOZMUŞTUR. |
| Yurt Dışında Bulunma Nedeniyle Engel Ortadan Kalktıktan Sonra 3 Gün İçinde Yapılan Gecikmiş İtirazın İncelenmesi Gerektiği | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 14 |
Oku
Dava Türü: İlamsız İcra Takibinde Ödeme Emri Tebliğine İlişkin Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65) Davacı (Borçlu) Talebi: Borçlu vekili, müvekkili aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, tebligat tarihinde müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu ve tebligattan haberdar olamadığını, Türkiye'ye giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren engelin kalktığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ işleminin iptalini ve öğrenme tarihinin düzeltilerek gecikmiş itirazının kabulünü talep etmiştir. Davalı (Alacaklı) Cevabı: Alacaklı vekili, tebligatın MERNİS adresine usulüne uygun yapıldığını, borçlunun takibi daha önceden e-Devlet üzerinden öğrendiğini ve kötüniyetli olduğunu belirterek şikayetin reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayet reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise borçlunun e-Devletten öğrendiği tarihe göre 3 günlük sürenin geçtiğini belirterek gecikmiş itirazı süre aşımından reddetmiştir. Temyiz (Hukuk Genel Kurulu) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tebligat tarihinde yurt dışında olan borçlunun kusuru olmaksızın süresinde itiraz edemediğini, engel ortadan kalkarak yurda giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren 3 günlük yasal süre içinde (25.11.2019 Pazartesi) gecikmiş itirazda bulunduğunu tespit ederek; itirazın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını BOZMUŞTUR. |