Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 07.09.2026
25
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2019/335 Karar: 2022/850
Özet

Dava ve Talep: Davacı vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz, araçlar ve şirket kar payı alacağına ilişkin olarak edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacağın tahsilini talep etmiştir.

Cevap: Davalı vekili, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü gereğince birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat taleplerinin olmadığını, bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

İlk Derece Kararı: İlk Derece Mahkemesi, protokoldeki beyanların ve mahkeme içi ikrarın boşanmanın fer'ileri dışındaki hususları da kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.

Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma protokolündeki mali beyanların boşanmanın fer'ilerine yönelik olduğunu ve açıkça mal rejimini kapsamadığını belirterek kararı bozmuş; ancak İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir.

Temyiz/Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi niteliğinde olmadığını, protokoldaki ibarelerin mal rejiminden feragati açıkça içermediğini belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararının bozulmasına karar vermiştir.

Tam Orijinal Karar Metni

MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi

1. Taraflar arasındaki "edinilmiş mallara katılma rejimi alacağı" davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İzmir 5. Aile Mahkemesince verilen davanın reddine ilişkin karar davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay 8. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkemece Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.

2. Direnme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

3. Hukuk Genel Kurulunca dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:

I. YARGILAMA SÜRECİ
Davacı İstemi:
4. Davacı vekili dava dilekçesinde; tarafların 30.04.1999 tarihinde evlendiklerini, İzmir 5. Aile Mahkemesinin 05.02.2013 tarihli kararı ile boşanmalarına karar verildiğini, kararın 21.01.2013 tarihinde kesinleştiğini, evlilik birliği içerisinde davalı adına kayıtlı gayrimenkulün 1/2 hissesi, iki adet daire, 3 adet plaka sayılı araçlar, [SANTRA] Otomasyon adlı şirkette mevcut kar payı alacağı hissesinin edinildiği, müvekkilinin bu mallar yönünden davalıdan edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacağının bulunduğunu ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 10.000TL alacağın davalıdan tahsilini talep etmiştir.

Davalı Cevabı:
5. Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 166. maddesinin 3. fıkrası uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiğini, buna göre birbirlerinden maddi ve manevi tazminat taleplerinin bulunmadığını, mahkeme içi ikrar niteliği bulunan beyanı doğrultusunda davacının eldeki davayı kesin hüküm nedeni ile açamayacağını, kaldı ki dava konusu edinilen malların müvekkilinin kişisel mal grubu niteliğinde sayılan mallardan olduğunu, davacının bu mal grubuna giren dava konusu mallar yönünden bir hak talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini savunmuştur.

Mahkeme Kararı:
6. İzmir 5. Aile Mahkemesinin 09.09.2014 tarihli kararı ile; tarafların yapılan protokol sonucunda anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiğini, imzalanan bu protokolün duruşmada doğru olduğunu kabul ettiklerini, protokolde "boşanmanın fer'isi niteliğindeki velayet, nafaka, kişisel ilişki dışında davalının davacıya ait evde oturmaya devam edeceği, evde bulunan eşyaların davalı [M.A.]'a ait olacağı ve birbirlerinden başkaca maddi manevi taleplerinin olmadığının" belirtildiği, bu protokol uyarınca taraflar arasında boşanmanın fer'îleri dışında kalan yönlerden de anlaşma sağlandığı, bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Özel Daire Kararı:
7. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı yasal süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunulmuştur.
8. Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 15.03.2016 tarihli kararı ile; Dava, değer artış payı ve artık değere katılma alacağı isteğine ilişkindir. Davacının boşanma protokolündeki beyanı boşanmanın fer'i niteliğindeki mali konulara yönelik olup, mal rejiminin tasfiyesine ilişkin bir açıklama içermemektedir. Mal rejiminin tasfiyesi boşanma davasının eki niteliğinde olmadığından taraf delilleri toplanarak esasa ilişkin karar verilmesi gerekirken davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır gerekçesiyle karar bozulmuştur.

Direnme Kararı:
9. İzmir 5. Aile Mahkemesinin 21.06.2017 tarihli kararı ile önceki gerekçeyle direnme kararı verilmiştir.
10. Direnme kararı yasal süresi içerisinde davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.

II. UYUŞMAZLIK
11. Direnme yolu ile Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda tarafların TMK'nın 166/3. maddesi uyarınca anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verildiği gözetildiğinde, eşlerin boşanma kararında yer alan "birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat talepleri bulunmamaktadır" şeklindeki beyan ve ifadenin edinilmiş mallara katılma mal rejiminin tasfiyesinden kaynaklanan alacak hakkını kapsayıp kapsamadığı noktasında toplanmaktadır.

III. GEREKÇE
12. Uyuşmazlığın çözümü bakımından ilgili yasal düzenleme ve kavramların açıklanmasında yarar vardır.
13. Mal rejimi; eşlerin evlenmeden önce sahip oldukları ve evlilik birliği devam ettiği sürece edindikleri mallar üzerindeki hakları, birbirlerine ve üçüncü kişilere karşı sorumlulukları ile evlilik birliği sona erdiğinde bu malların paylaştırılması yönündeki kurallar bütününü ifade etmektedir.
14. TMK'nın 202. maddesinin 1. fıkrası uyarınca eşler arasında edinilmiş mallara katılma rejiminin uygulanması asıldır.
15. Edinilmiş mallara katılma rejiminde tasfiye davasının görülebilmesi için eşler arasındaki mal rejiminin sona ermiş olması gerekir. TMK'nın 225/2. maddesi gereğince boşanma davasının açıldığı tarih itibarıyla mal rejimi sona erer.
20. Anlaşmalı boşanmada boşanmanın fer'i niteliğindeki mali sonuçlar kavramı mal rejiminin tasfiyesini kapsamaz. Boşanmanın mali sonuçları TMK m. 174'teki tazminatlar ve yoksulluk nafakası ile TMK m. 182'deki iştirak nafakasıdır.
21. Mal rejiminin tasfiyesi boşanmanın fer'isi niteliğinde olmayıp anlaşmada ayrıca açıkça yer verilmemişse sırf anlaşmalı boşanmış olmaları mal rejimini tasfiye ettikleri anlamına gelmez.
24. Eşler boşanma davasında mal rejiminin tasfiyesi hususunda da anlaşma yapmak istiyorlarsa, bu hususun hiçbir duraksamaya yer vermeyecek açıklıkta olması gerekmektedir. Soyut, muğlak ve müphem ifadeler sonradan açılan davanın görülmesine engel teşkil etmez.
25. Somut olayda tarafların boşanma protokolündeki ifadelerden ve duruşmadaki beyanlarından aralarındaki mal rejimini tasfiye ettikleri sonucuna varılamaz.
26. Hukuk Genel Kurulunca da benimsenen Özel Daire bozma kararına uyulması gerekirken önceki kararda direnilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

IV. SONUÇ:
Davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı BOZULMASINA, 07.06.2022 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik