Yurt Dışında Bulunma Nedeniyle Engel Ortadan Kalktıktan Sonra 3 Gün İçinde Yapılan Gecikmiş İtirazın İncelenmesi Gerektiği

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 03.09.2026
13
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2021/412 Karar: 2023/271
Özet

Dava Türü: İlamsız İcra Takibinde Ödeme Emri Tebliğine İlişkin Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65)

Davacı (Borçlu) Talebi: Borçlu vekili, müvekkili aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, tebligat tarihinde müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu ve tebligattan haberdar olamadığını, Türkiye'ye giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren engelin kalktığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ işleminin iptalini ve öğrenme tarihinin düzeltilerek gecikmiş itirazının kabulünü talep etmiştir.

Davalı (Alacaklı) Cevabı: Alacaklı vekili, tebligatın MERNİS adresine usulüne uygun yapıldığını, borçlunun takibi daha önceden e-Devlet üzerinden öğrendiğini ve kötüniyetli olduğunu belirterek şikayetin reddini savunmuştur.

İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayet reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise borçlunun e-Devletten öğrendiği tarihe göre 3 günlük sürenin geçtiğini belirterek gecikmiş itirazı süre aşımından reddetmiştir.

Temyiz (Hukuk Genel Kurulu) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tebligat tarihinde yurt dışında olan borçlunun kusuru olmaksızın süresinde itiraz edemediğini, engel ortadan kalkarak yurda giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren 3 günlük yasal süre içinde (25.11.2019 Pazartesi) gecikmiş itirazda bulunduğunu tespit ederek; itirazın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını BOZMUŞTUR.

Tam Orijinal Karar Metni

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/412 E. , 2023/271 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki gecikmiş itiraz isteminden dolayı yapılan inceleme sonunda İlk Derece Mahkemesince şikâyetin reddine karar verilmiştir.
Kararın borçlu vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 12. Hukuk Dairesince yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından Özel Daire bozma kararına karşı direnilmiştir.
Direnme kararı borçlu vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan gündem ve dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. TALEP
Borçlu vekili; müvekkili aleyhine genel haciz yolu ile ilâmsız takip başlatılmış ise de müvekkilinin alacaklı ile hiçbir hukuki ve ticari ilişkisinin bulunmadığını, hakkında başlatılan icra takibini 19.11.2019 tarihinde e-Devlet üzerinden dosyalarına baktığı sırada tesadüfen öğrendiğini, Adana'da bulunan avukatına haber vermesi üzerine avukatının dosyaya vekâletname sunduğunu, İsveç'te bulunan müvekkilinin de hemen Türkiye'ye geldiğini, icra takip dosyasına itirazda bulunduklarını, olmayan bir borçtan dolayı taşınır ve taşınmaz mallarına haciz konularak mağdur edildiğini, ödeme emrinin usulüne uygun tebliğ edilmediğini, tebligatın 11.10.2019 tarihinde yapılmış göründüğünü, ekte sunulan yurda giriş-çıkış belgelerine göre müvekkilinin 14.08.2019 tarihinde Türkiye'den çıktığını ve 21.11.2019 tarihinde Türkiye'ye giriş yaptığını, tebligat tarihinde müvekkili yurt dışında bulunduğundan yapılan tebligatın geçerli olmadığını, icra takip dosyasında bulunan ve daha önce gönderilen ödeme emirlerinin bila tebliğ iade edildiğini, ödeme emrinin tebliğine ilişkin 18.09.2019 tarihli mazbatada komşusu ...'ın müvekkilinin taşındığını beyan ettiğinin belirtildiğini ancak imzasının alınmadığını, yeni adresi ile ilgili araştırma yapılmadığını, ...'ın müvekkilinin komşusu olmayıp daha önce aynı işyerinde beraber çalıştığı bir bayan olduğunu, 10.10.2019 tarihli bila tebliğ iade edilen tebligat mazbatasında ise komşu olarak belirtilen ve önceden aynı işyerinde birlikte çalıştığı ...'nin ise müvekkilinin yurt dışında olduğunu beyan ettiğini, buna rağmen adres araştırması yapılmadan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun (7201 sayılı Kanun) 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebligat yapıldığını, komşu olarak gösterilen kişilerin tebligatlarda imzalarının olmamasının tebliğ işlemlerini geçersiz kıldığını, adresten ayrılmanın geçici mi sürekli mi olduğunun da tebligatlara şerh edilmediğini, 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre yapılan son tebligatta mavi renkli zarf kullanılmadığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ işleminin iptali ile öğrenme tarihinin 19.11.2019 olarak düzeltilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP
Alacaklı vekili; ödeme emri tebliğinin usulüne uygun olduğunu, borçlunun icra takip dosyasından haberi olduğu hâlde takibi durdurmak için kötüniyetli olarak hareket ettiğini, borçlunun anlaşma yoluna gitmek istediğini, buna dair sözleşmeyi imzalamak için geleceği sırada anlaşmaktan vazgeçtiğini, icra takip dosyasında çıkarılan ilk tebligatın 19.09.2019 tarihinde bila tebliğ iade edilmesi üzerine ikinci tebligatın 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin birinci fıkrasına göre çıkarıldığını, 10.10.2019 tarihinde bu tebligatın da bila tebliğ iade edilmesi üzerine bu defa 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre mernis adresine tebligat yapıldığını, son tebligatın açık mavi renkteki tebligat ile yapıldığını, herhangi bir usulsüzlüğün bulunmadığını belirterek şikâyetin reddini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2020 tarihli ve 2019/55 Esas, 2020/2 Karar sayılı kararı ile; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, somut olayda muhataba 18.09.2019 tarihinde yapılan tebligatın bila tebliğ iade edildiği, muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ zarfına yazılarak muhtar imzasıyla iade edildiği, 02.10.2019 tarihinde borçlunun yine aynı adresine tebligat çıkarıldığı ve yine muhatabın adreste bulunmama sebebinin tebliğ zarfına yazılarak muhtar imzasıyla bila tebliğ iade edildiği, tebligatların Tebligat Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 30 uncu maddesinde öngörülen usule uygun şekilde yapıldığı, borçluya 11.10.2019 tarihinde yapılan tebligatın ise 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrası ve Yönetmeliğin 31 inci maddesinin birinci fıkrasına göre yapıldığı, 11.10.2019 tarihinde yapılan tebligatın Yönetmeliğin 16 ncı maddesinin ikinci fıkrası hükmüne göre renkli kağıda ve adresin mernis adresi olduğu belirtilerek imza ile muhtara teslim edildiği, tebligatların usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikâyetin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 18.02.2020 tarihli ve 2020/237 Esas, 2020/301 Karar sayılı kararı ile; borçlunun başvurusunun gecikmiş itiraz olmasına göre mazeretinin ortadan kalktığı tarihten itibaren 3 gün içinde mahkemeye başvurmak zorunda olduğu, borçlu yönünden maninin kalktığı tarihin şikâyet dilekçesinde belirttiği tebligatı öğrenme tarihi olan 19.11.2019 olarak kabulünün hakkaniyete uygun düşeceği, öğrenme tarihine göre de 25.11.2019 tarihindeki itirazının yasal süre geçtikten sonra yapıldığı anlaşıldığından tebligatın usulsüz olduğundan bahisle şikâyetin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak gecikmiş itirazın süre aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin kararı ile; borçlunun gecikmiş itirazlarını, maninin kalktığı ve yurtdışından döndüğü 21.11.2019 tarihinden itibaren 25.11.2019 tarihinde üç gün içerisinde icra mahkemesine bildirdiğinden Bölge Adliye Mahkemesince, gecikmiş itirazın esasının incelenmesi gerekirken süreden red kararı verilmesinin isabetsiz olduğu gerekçesiyle karar bozulmuştur.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı
Bölge Adliye Mahkemesince önceki gerekçe eklenerek direnme kararı verilmiştir.

VI. TEMYİZ
D. Gerekçe
13. Bu itibarla her ne kadar borçlu vekilince İcra Mahkemesine yapılan başvuruda usulsüz tebliğ şikâyetinde bulunularak ödeme emrinin tebliği işleminin iptali ile öğrenme tarihinin düzeltilmesi talep edilmiş ise de hukuki niteleme hâkime ait olduğundan borçlu vekilinin yurda giriş-çıkış kayıtlarını da ibraz ederek ödeme emrinin tebliğ edildiği tarihte müvekkilinin yurt dışında bulunması sebebiyle tebliğ işleminin geçerli olmadığını ileri sürdüğü ve yukarıda ayrıntılı olarak açıklanan ödeme emrinin tebliği işleminin 7201 sayılı Kanun ile Yönetmelikte öngörülen usule uygun olarak yapıldığı dikkate alındığında, somut uyuşmazlıkta borçlunun 2004 sayılı Kanun'un 65 inci maddesi anlamında gecikmiş itiraz başvurusunda bulunduğu kabul edilmiştir.
15. Dosya kapsamındaki bilgi ve belgeler ile yurda giriş çıkış kayıtlarından ödeme emrinin 7201 sayılı Kanun'un 21 inci maddesinin ikinci fıkrasına göre tebliğ edildiği 11.10.2019 tarihinde borçlunun yurt dışında olduğu, 21.11.2019 tarihinde (Perşembe günü) yurda giriş yaptığı ve 25.11.2019 tarihinde de (Pazartesi günü) İcra Mahkemesinde itirazını ileri sürdüğü anlaşılmaktadır.
16. Açıklanan bu maddi ve hukuki olgulara göre ödeme emrinin tebliği tarihinde yurt dışında bulunduğu anlaşılan borçlunun kusuru olmaksızın yedi günlük hak düşürücü süre içinde ödeme emrine itiraz edemediği açıktır. Borçlu yurda giriş yaptığı ve engelin ortadan kalktığı tarihten itibaren üç günlük süre içinde gecikmiş itirazını İcra Mahkemesine bildirdiğinden, itirazın esasının incelenmesi gerektiğine ilişkin Özel Daire bozma kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
18. Hâl böyle olunca önceki kararda direnilmesi doğru olmadığından, hükmün Özel Daire bozma kararında belirtilen nedenlerle bozulması gerekmiştir.

VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Borçlu vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile direnme kararının Özel Daire bozma kararında gösterilen nedenlerden dolayı 5311 sayılı Kanun ile değişik 2004 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesinin ikinci fıkrasının göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek hâlinde temyiz peşin harcının yatırana geri verilmesine, Dosyanın 6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 29.03.2023 tarihinde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi.

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik