Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Hatalı Enjeksiyondan Kaynaklanan Tazminat Davasında Bilirkişi Raporları Arasındaki Çelişkinin Giderilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 09.09.2026 | 22 |
Oku
Dava ve Talep: Davacılar, müşterek çocuklarının davalı sağlık kuruluşunda diğer davalı doktor tarafından uygulanan tedavisi ve enjeksiyon sonrasında sağ bacağında sinir hasarına bağlı hareket zorluğu ve uyuşukluk meydana geldiğini ileri sürerek maddi ve manevi tazminat talep etmişlerdir. Cevap: Davalı doktor, hastayı muayene edip reçetesini yazdığını, enjeksiyonu kendisinin yapmadığını, hastanın iğneyi acilde yaptırdığını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Kararı: Mahkemece, savcılık soruşturmasında alınan Adli Tıp Kurumu raporu hükme esas alınarak davanın reddine karar verilmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi; Adli Tıp Kurumu raporunda tablonun enjeksiyon nöropatisi ile uyumlu olduğunun belirtilmesine karşın Yüksek Sağlık Şurası kararında durumun viral parilitik hastalığa bağlı olduğu ve enjeksiyon nöropatisi olmadığının bildirildiğini, her iki rapor arasında çelişki bulunduğunu tespit etmiştir. Raporlar arasındaki çelişki giderilmeden eksik inceleme ile karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek yerel mahkeme kararını bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 42 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı erkek, anlaşmalı boşanma protokolü uyarınca kadının ABD'deki taşınmaz hissesinin naklini gerçekleştirmemesi sebebiyle protokoldeki şart gereği nafaka ödeme yükümlülüğünün sona ermesini talep etmiştir.[cite: 9] Cevap: Davalı kadın, taşınmazın devri için noterde feragat beyanında bulunduğunu, taşınmazın malikinin el değiştirmesinin kendisinden kaynaklanmadığını savunmuştur.[cite: 9] İlk Derece / İstinaf Kararı: Yerel Mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesince tescilin iptali ve nafaka edimlerine ilişkin hüküm kurulmuş, karara karşı taraflarca temyiz kanun yoluna başvurulmuştur.[cite: 9] Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kadının devir için gerekli beyanda bulunduğu, taşınmazın mülkiyet durumunun değişmesinin kadından kaynaklanmadığı gerekçesiyle erkeğin nafakanın kaldırılmasına ilişkin temyizini reddetmiştir.[cite: 9] Kararın devamında, anlaşmalı boşanma protokolünün kesinleşmesiyle edimlerin boşanma hükmünün ayrılmaz bir parçası haline geldiğini, protokoldeki edimlerin yerine getirilememesinin protokolün geçersizliği veya edimlerin iptali hakkını vermeyeceğini, borcun ifa edilmemesinin özel hukuk sözleşmesi gibi yorumlanarak protokolün iptaline gerekçe yapılamayacağını vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.[cite: 9] |
| Feragat Edilen Anlaşmalı Boşanma Davasından Önceki Vakıaların Yeni Açılan Çekişmeli Boşanma Davasında Kusur Belirlemesinde Dikkate Alınması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 19 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı-davalı kadın ve davalı-davacı erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı boşanma davası açmış; kadının tazminat ve nafaka, erkeğin ise boşanma ve tazminat talepleri bulunmaktadır.[cite: 8] Cevap: Taraflar karşılıklı açtıkları davalarda diğer tarafın kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini ve kendi taleplerinin kabulünü istemişlerdir.[cite: 8] İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle iki davanın kabulü ile boşanmaya ve kadın yararına tazminat ile nafakalara karar verilmiştir.[cite: 8] İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, kadının daha önce açıp feragat ettiği anlaşmalı boşanma davasından sonra erkekten kaynaklı yeni bir olay gerçekleşmediğini, feragat nedeniyle geçmiş olayların affedildiğini kabul ederek kadını tam kusurlu saymış; kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini reddederek erkek yararına 7.500 TL maddi tazminata hükmetmiştir.[cite: 8] Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, münhasıran TMK m. 166/3'e dayalı anlaşmalı boşanma davasından feragat etmenin önceki olayları affetme anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da yeni açılan davada kusur belirlemesinde dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.[cite: 8] |
| Anlaşmalı Boşanma Kararı Kesinleşinceye Kadar Tarafın Anlaşma İradesinden Dönebileceği ve Davanın Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 08.09.2026 | 18 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, eşiyle aralarında karakter farklılığı sebebiyle anlaşamadıklarını belirterek dava dilekçesine ekli protokol doğrultusunda TMK m. 166/3 uyarınca boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.[cite: 7] Cevap: Davalı erkek, duruşmada boşanmayı ve davacının taleplerini kabul ettiğini beyan etmiştir.[cite: 7] İlk Derece Kararı: Mahkemece, tarafların boşanma ve mali sonuçları konusunda uzlaştığı ve protokolün hukuka uygun olduğu gerekçesiyle TMK m. 166/3 uyarınca boşanmaya, nafaka, velayet, eğitim, sigorta masrafları ve mal rejimine ilişkin düzenlemelerin tespitine karar verilmiştir.[cite: 7] İstinaf / Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, karar kesinleşinceye kadar tarafın anlaşmalı boşanma iradesinden dönmesini engelleyen yasal bir hüküm bulunmadığını, davanın çekişmeli boşanma olarak görülmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.[cite: 7] İlk Derece Mahkemesi, davayı kabul beyanının kesin hüküm gibi sonuç doğurduğu gerekçesiyle direnme kararı vermiştir.[cite: 7] Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, anlaşmalı boşanma davalarında davayı kabulün HMK m. 308 anlamındaki kabulden farklı olduğunu, hüküm kesinleşinceye kadar tarafın anlaşma iradesinden dönebileceğini ve bu durumda davanın TMK m. 166/1-2 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülmesi gerektiğini vurgulayarak direnme kararını bozmuştur.[cite: 7] |
| Taraf Temyizi İle Anlaşmalı Boşanma İradesinin Bozulması Halinde Davanın TMK m. 166/1 Uyarınca Çekişmeli Boşanma Olarak Görülmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 17 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı erkek, TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma davası açmış, yargılama sürecinde sunulan protokol ile dava anlaşmalı boşanmaya dönüştürülmüştür. Cevap: Davalının cevabi beyanları kararda detaylandırılmamıştır. İlk Derece Kararı: Mahkemece, TMK m. 166/3 maddesi uyarınca tarafların anlaşmalı olarak boşanmalarına karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; taraflarca boşanma ve ferileri yönünden tam bir anlaşma sağlanmadığı halde irade uyuşumu sağlandığının kabul edilmesinin hatalı olduğunu, ayrıca davacı erkeğin temyizi ile mevcut anlaşmanın bozulduğunu belirtmiştir. Bu durumda davanın TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma olarak sürdürülerek delillerin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmü bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Kişisel İlişki Düzenlemesinin Hakim Tarafından Değiştirilmesi Halinde Tarafların Onayı Alınmadan Karar Verilemeyeceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 30 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı, 03.06.2014 tarihli protokol doğrultusunda TMK m. 166/3 uyarınca tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Cevap: Davalı, duruşmada boşanmayı kabul ettiğini ve davacının taleplerini onayladığını ifade etmiştir. İlk Derece Kararı: Mahkeme, protokoldeki kişisel ilişki düzenlemesini uygun bulmayarak resen yeni bir kişisel ilişki tesisi ile tarafların boşanmalarına ve diğer mali sonuçlara karar vermiştir. İstinaf / Temyiz ve Direnme Süreci: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma iradesinden dönülebileceğini ve davanın çekişmeli olarak görülmesi gerektiğini belirterek kararı bozmuştur. Mahkeme ise mahkeme içi ikrardan dönülemeyeceğini belirterek önceki kararında direnmiştir. Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, hakimin protokolda yaptığı değişiklik önerisini taraflara sunması gerektiğini, taraflarca bu değişikliğin kabul edilmemesi halinde davanın TMK m. 166/1 uyarınca çekişmeli boşanma davası olarak sürdürülmesi gerektiğini vurgulamıştır. Tarafların onayı alınmadan resen kişisel ilişki düzenlenerek anlaşmalı boşanma kararı verilmesini usule aykırı bularak direnme kararını değişik gerekçeyle bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Vazgeçilmesi Halinde Verilen Kesin Sürenin Hükümsüz Kalacağı ve Tanık Listesi İçin Yeniden Süre Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 20 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın, evlilik birliğinin sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak boşanma davası açmış ve tanık deliline dayanmıştır. Cevap: Davalı erkek, yargılama aşamasında sunulan anlaşmalı boşanma protokolünden vazgeçtiğini ve boşanmak istemediğini beyan etmiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararı: İlk Derece Mahkemesi, tanık listesi için verilen kesin süre içinde tanık bildirilmediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; kesin süre içinde taraf protokolünün sunulması nedeniyle tanık listesi verilmediğini, davalının anlaşmalı boşanmadan vazgeçmesinin davacı aleyhine kullanılamayacağını ve önceki kesin sürenin hükümsüz kaldığını belirtmiştir. Davacıya tanık listesi sunması için HMK m. 94 uyarınca yeniden kesin süre verilip tanıklar dinlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiğini ifade ederek kararı bozmuştur. |
| Anlaşmalı Boşanma Protokolündeki Genel İbra İfadelerinin Edinilmiş Mallara Katılma Rejiminin Tasfiyesini Kapsamayacağı Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 25 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, tarafların evlilik birliği içerisinde edinilen taşınmaz, araçlar ve şirket kar payı alacağına ilişkin olarak edinilmiş mallara katılma rejiminden kaynaklı alacağın tahsilini talep etmiştir. Cevap: Davalı vekili, tarafların anlaşmalı boşanma protokolü gereğince birbirlerinden başkaca maddi ve manevi tazminat taleplerinin olmadığını, bu beyanların mahkeme içi ikrar niteliğinde olup kesin hüküm teşkil ettiğini savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Kararı: İlk Derece Mahkemesi, protokoldeki beyanların ve mahkeme içi ikrarın boşanmanın fer'ileri dışındaki hususları da kapsadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Özel Daire ve Direnme Süreci: Yargıtay 8. Hukuk Dairesi, anlaşmalı boşanma protokolündeki mali beyanların boşanmanın fer'ilerine yönelik olduğunu ve açıkça mal rejimini kapsamadığını belirterek kararı bozmuş; ancak İlk Derece Mahkemesi önceki kararında direnmiştir. Temyiz/Hukuk Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, mal rejiminin tasfiyesinin boşanmanın fer'isi niteliğinde olmadığını, protokoldaki ibarelerin mal rejiminden feragati açıkça içermediğini belirterek Özel Daire bozma kararı doğrultusunda direnme kararının bozulmasına karar vermiştir. |
| Boşanma Protokolünün Mali Yükümlülüklerinin Uyarlanması Davasında Nispi Peşin Harcın Tamamlanması Zorunluluğu Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 12 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı erkek, boşanma protokolündeki mali yükümlülüklerin uyarlanması kapsamında iştirak nafakasının sabit kura bağlanması veya TL'ye çevrilerek azaltılması ile kira ve aidat ödemesine nakit destek ödemesinin kaldırılmasını talep etmiştir. Cevap: Davalının cevabına ilişkin ayrıntılı bilgi kararda yer almamaktadır. İlk Derece ve İstinaf Kararı: İlk derece mahkemesince nispi peşin harç tamamlatılmadan davanın esası hakkında karar verilmiş; bu karar üzerine yapılan başvuruda Bölge Adliye Mahkemesi istinaf istemini reddetmiştir. Temyiz/Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; uyarlama talebinin nispi harca tabi olduğunu, Harçlar Kanunu'nun 30-32. maddeleri gereğince davacıya eksik nispi peşin harcı tamamlaması için süre verilmesi, tamamlanmadığı takdirde işlem yapılması gerekirken harç tamamlanmadan işin esası hakkında karar verilmesinin usule aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Çekişmeli Boşanma Davasında İstinaf Aşamasında Anlaşma Protokolü Sunulması ve İstinaftan Feragat Edilmesi Halinde Dosyanın İlk Derece Mahkemesine Gönderilmesi Gerektiği Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 07.09.2026 | 16 |
Oku
Davacı Talebi: Davacı kadın vekili, TMK m. 166/1 uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedeniyle boşanma, velayet, nafaka ve tazminat talep etmiştir[cite: 38]. Davalı Cevabı: Davalı erkek vekili, davanın reddini savunmuştur[cite: 38]. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Bakırköy 5. Aile Mahkemesi; erkeğin tam kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile tarafların boşanmalarına, velayet ve nafakaya karar vermiş, kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini feragat nedeniyle reddetmiştir[cite: 38]. İstinaf Kararı: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 42. Hukuk Dairesi; istinaf aşamasında tarafların istinaftan feragat dilekçesi ve anlaşmalı boşanma protokolü sunmaları üzerine, İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırarak davanın TMK m. 166/3 uyarınca anlaşmalı boşanma olarak görülüp tarafların bizzat dinlenmesi için dosyayı İlk Derece Mahkemesine göndermiştir[cite: 38]. Temyiz Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma ve gönderme kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı kadının temyiz başvurusunu reddederek kararı ONAMIŞTIR[cite: 38]. |