Feragat Edilen Anlaşmalı Boşanma Davasından Önceki Vakıaların Yeni Açılan Çekişmeli Boşanma Davasında Kusur Belirlemesinde Dikkate Alınması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 08.09.2026
19
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2020/548 Karar: 2020/1743
Özet

Dava ve Talep: Davacı-davalı kadın ve davalı-davacı erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak karşılıklı boşanma davası açmış; kadının tazminat ve nafaka, erkeğin ise boşanma ve tazminat talepleri bulunmaktadır.[cite: 8]

Cevap: Taraflar karşılıklı açtıkları davalarda diğer tarafın kusurlu olduğunu savunarak davanın reddini ve kendi taleplerinin kabulünü istemişlerdir.[cite: 8]

İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle iki davanın kabulü ile boşanmaya ve kadın yararına tazminat ile nafakalara karar verilmiştir.[cite: 8]

İstinaf Kararı: Bölge Adliye Mahkemesi, kadının daha önce açıp feragat ettiği anlaşmalı boşanma davasından sonra erkekten kaynaklı yeni bir olay gerçekleşmediğini, feragat nedeniyle geçmiş olayların affedildiğini kabul ederek kadını tam kusurlu saymış; kadının tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerini reddederek erkek yararına 7.500 TL maddi tazminata hükmetmiştir.[cite: 8]

Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, münhasıran TMK m. 166/3'e dayalı anlaşmalı boşanma davasından feragat etmenin önceki olayları affetme anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Bu nedenle anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da yeni açılan davada kusur belirlemesinde dikkate alınması gerektiğini vurgulayarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuştur.[cite: 8]

Tam Orijinal Karar Metni

MAHKEMESİ: İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 10. Hukuk Dairesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda bölge adliye mahkemesi hukuk dairesince verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davacı-davalı kadın tarafından; kusur belirlemesi, manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddi, tedbir nafakasının miktarı ile davalı-davacı erkek yararına hükmedilen maddi tazminat yönlerinden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşüldü:

Evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayalı olarak görülen karşılıklı boşanma davasında yerel mahkemece, boşanmaya neden olan olaylarda erkeğin ağır, kadının hafif kusurlu olduğu gerekçesiyle iki davanın da kabulü ile tarafların boşanmalarına, davacı-davalı kadın yararına tazminatlara ve nafakalara hükmedilmiştir.

Bu karara karşı davacı-davalı kadın tarafından tazminatların ve nafakaların miktarları, davalı-davacı erkek tarafından ise kusur belirlemesi, davacı-davalı kadın yararına hükmedilen nafakalar ve tazminatlar ile tazminat taleplerinin reddi yönlerinden istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf incelemesi yapan bölge adliye mahkemesince, daha önce kadın tarafından açılan ve feragat edilen anlaşmalı boşanma davasından sonra davalı-davacı erkekten kaynaklı yeni bir olay olmadığı, boşanmaya neden olan olaylarda davacı-davalı kadının tam kusurlu olduğu gerekçesiyle kararın gerekçesinin düzeltilmesine, davacı-davalı kadının manevi tazminat ve yoksulluk nafakası taleplerinin reddine, davalı-davacı erkek yararına 7.500 TL maddi tazminata karar verilmiştir.

Feragat edilen dava münhasıran TMK'nın 166/3. maddesine dayalı olarak açılmışsa, anlaşmalı boşanma davasından feragat, dava tarihinden önceki olayların affedildiği sonucunu doğurmaz. O halde, taraflardan biri feragatle sonuçlanan anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıalara dayanarak herhangi bir boşanma sebebine dayalı olarak boşanma davası açabilir. Açılan davada anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaların da kusur belirlemesinde dikkate alınması gerekir.

Somut olayda, davacı-davalı kadın tarafından daha önce açılan ve feragat edilen dava, münhasıran TMK'nın 166/3 maddesine dayalı olarak açıldığına göre, anlaşmalı boşanma davasının dava tarihinden önceki vakıaları affedildiği anlamına gelmeyeceğinden, bu hususun gözetilerek karar verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş kararın bozulmasına karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen bölge adliye mahkemesi kararının yukarıda gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma sebebine göre diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, dosyanın ilgili bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine gönderilmesine oybirliğiyle karar verildi. 02.03.2020

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik