Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Erkeğin Evlilik Birliği İçinde Başka Bir Kadınla Birlikte Yaşamasının Zina Olgusunu İspatladığı Ve Zina Hukuki Sebebine Dayanarak Boşanma Kararı Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 21 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı kadın vekili, öncelikle zina (TMK m. 161) hukuki sebebine, bu kabul görmediği takdirde evlilik birliğinin temelinden sarsılması (TMK m. 166/1) hukuki sebebine dayanarak terditli boşanma davası açmış; boşanma ile birlikte maddi ve manevi tazminat ve yoksulluk nafakası talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı erkek vekili davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, kadının zinaya dayalı boşanma davasının ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine, evlilik birliğinin sarsılmasına dayalı davasının kabulü ile tarafların boşanmalarına, erkeğin tam kusurlu kabul edilerek nafaka ve tazminat ödemesine karar verilmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi istinaf taleplerini esastan reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Davacı kadın vekili zina sebebine dayalı davanın reddedilmesi, nafaka ve tazminat miktarları yönünden kararı temyiz etmiştir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; zina olgusu için kesin gözüyle bakılacak durumların varlığının yeterli olduğunu, dosyadaki deliller ve önceki boşanma dosyasındaki tanık beyanlarından erkeğin evlilik birliği içinde başka bir kadınla birlikte yaşadığının sabit bulunduğunu belirtmiştir. Bu sebeple kadının zina sebebine dayalı asli talebinin kabulü gerekirken reddedilmesini usul ve kanuna aykırı bularak İlk Derece Mahkemesi kararını kadın yararına bozmuş, Bölge Adliye Mahkemesi kararını ortadan kaldırmıştır. |
| Sigorta Tahkime Yapılan Başvuruda Verilen Kesin Sürede Bilirkişi Ücreti Yatırılmaması Halinde Davanın Esastan Değil Usulden Reddedilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 4. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 22 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, davalı sigorta şirketine ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın karıştığı kazada müvekkilinin yaralanarak %3 oranında malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası şeklinde şimdilik 100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı sigorta şirketi vekili, sunulan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur durumunun ispatlanması gerektiğini, hesaplamada teknik faiz uygulanması gerektiğini ve davanın reddini savunmuştur. Hakem Heyeti ve İtiraz Hakem Heyeti Kararları: Uyuşmazlık Hakem Heyeti, davacıya verilen kesin sürede bilirkişi ücreti yatırılmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar vermiştir. Davacı vekilinin itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti, kesin sürede bilirkişi ücretinin yatırılmamasının usule ilişkin olduğunu belirterek başvurunun usulden reddine ve davalı lehine vekalet ücretinin düzeltilmesine karar vermiştir. Temyiz ve Yargıtay Kararı: Davalı sigorta şirketi vekili; bilirkişi ücreti yatırılmamasının esastan red sebebi olduğunu ve kararın bozulması gerektiğini belirterek temyiz başvurusunda bulunmuştur. Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, İtiraz Hakem Heyetinin kararını usul ve kanuna uygun bularak kararın ONANMASINA karar vermiştir. |
| SGK Bildirimi Öncesindeki Kapıcılık Çalışmasının Tanık Beyanlarıyla İspatlanması Halinde Kıdem Tazminatı Hesabında Tüm Çalışma Süresinin Esas Alınması Gerekir | Yargıtay 9. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 12.09.2026 | 20 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı vekili, müvellelinin davalılara ait apartmanda kapıcı olarak 01.05.1988-18.09.2019 tarihleri arasında çalıştığını, sigortasının geç yapıldığını, fazla çalışma, hafta tatili ve genel tatil ücretlerinin ödenmemesi nedeniyle iş sözleşmesini haklı nedenle feshettiğini, arabuluculuk sürecinde yapılan 30.000,00 TL'lik kısmi ödemeden arta kalan eksik kıdem tazminatının tahsilini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalılar vekili, zamanaşımı def'inde bulunarak davanın reddini istemiş; davacının çalışmasının 01.10.2008 tarihinde başladığını ve aslında istifa ettiğini, buna rağmen iyiniyetle arabuluculuk sürecinde 30.000,00 TL ödeme yapıldığını savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, dinlenen tanıkların ortak beyanları doğrultusunda davacının SGK bildirim tarihinden önce de çalıştığı sabit görülerek 01.05.1988-18.09.2019 tarihleri arasındaki 31 yıl 4 ay 18 günlük hizmet süresi üzerinden davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalı tarafın istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, kararın kanuna uygun olduğu gerekçesiyle istinaf talebini esastan reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, dosyadaki belgelere, ispat kurallarına ve mahkemenin hukuki değerlendirmesine dayanarak Bölge Adliye Mahkemesi kararını usul ve kanuna uygun bularak ONANMASINA karar vermiştir. |
| Velayet Hakkı Kendisine Verilen Annenin Ortak Çocuğun Soyadını Kendi Soyadıyla Değiştirmesini Talep Edebileceği Ve Bu Talebin Kabul Edilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 23 |
Oku
Dava ve Talep: Davacı anne, boşandığı davalı baba ile ortak çocuklarının velayetinin kendisine verildiğini, çocuğun okulla birlikte soyadı farklılığından dolayı sorunlar yaşadığını, babanın çocukla ilgilenmediğini ve çocuğun anne ile aynı soyadını taşımak istediğini belirterek ortak çocuğun soyadının annenin kızlık soyadı ile değiştirilmesini talep etmiştir. Cevap ve Savunma: Davalı davaya ilişkin bir yanıt vermemiştir. İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesi; TMK m. 321 uyarınca evlilik içinde doğan çocuğun babanın soyadını alacağı, velayet hakkına dayanılarak çocuğun soyadının değiştirilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Annenin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi de aynı gerekçeyle istinaf talebini esastan reddetmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi; Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararlarını, cinsiyet eşitliği ilkelerini ve çocuğun üstün yararını dikkate alarak inceleme yapmıştır. Velayet hakkı kendisine verilen annenin çocuğun soyadını belirleme hakkına sahip olduğunu, babaya tanınan bu hakkın kadına tanınmamasının cinsiyete dayalı ayrımcılık teşkil edeceğini ve soyadı değişikliğinin çocuğun üstün yararına aykırı olmadığını tespit etmiştir. Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesinin kararını kaldırarak İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine ilişkin hükmünü bozmşutur. |
| Müştekilerin Şikayetten Vazgeçtiği Gözetilmeden Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçundan Sanığın Mahkum Edilmesi Ve Savunması Alınmadan Hüküm Kurulmasının Kanun Yararına Bozmayı Gerektirdiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 20 |
Oku
İddia ve Suç: Sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal etmek ve konut dokunulmazlığını ihlal etmek suçlarından kamu davası açılmıştır. Savunma: Sanığın savunması alınmamıştır. İlk Derece Kararı: Lüleburgaz 3. Asliye Ceza Mahkemesi, sanığı her iki suçtan ayrı ayrı TCK m. 134/1 ve TCK m. 116/4 uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırmış ve mükerrirlere özgü infaz rejimine karar vermiştir. Kanun Yararına Bozma / Yargıtay Kararı: Adalet Bakanlığı'nın talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi; TCK m. 134 kapsamındaki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun takibinin şikayete bağlı olduğunu, duruşmada müştekilerin şikayetten vazgeçtiklerini, bu nedenle kamu davasının CMK m. 223/8 uyarınca düşürülmesi gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca hak yoksunluğunun uygulanmasındaki hukuka aykırılığı ve sanığın savunması alınmadan karar verilmesini usul ve kanuna aykırı bularak yerel mahkeme kararını Kanun Yararına BOZMUŞTUR. |
| Kız Arkadaşının Facebook Şifresini Değiştirip Hesaba Erişimi Engelleyen Sanığın Bilişim Sistemini Engelleme Suçundan Cezalandırılması Ve Şikayetten Vazgeçilmesi Nedeniyle Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Davasının Düşürülmesi Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 22 |
Oku
İddia ve Suç: Sanık hakkında, ayrıldığı kız arkadaşı olan mağdurun facebook hesabının şifresini ele geçirip değiştirerek hesaba erişimini engellediği ve mağdurun kendisine daha önce gönderdiği bir videoyu bu hesapta yayımladığı iddiasıyla sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçlarından kamu davası açılmıştır. Savunma: Sanık, mağdurun şifresini önceden bildiğini, mağdurun başkalarıyla görüştüğünü öğrenip kızdığı için facebook sayfasına erişimini engellediğini beyan ederek eylemini ikrar etmiştir. İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece sanığın sistemi engelleme, bozma, verileri yok etme veya değiştirme suçundan TCK m. 244/2 uyarınca mahkumiyetine ve özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan TCK m. 134/2-1 uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi; sanığın mağdurun facebook şifresini rızası dışında değiştirip erişimi engellemesinin TCK m. 244/2'deki sistemi engelleme suçunu oluşturduğunu, mağdurun karar sonrasında sunduğu şikayetten vazgeçme dilekçesinin bu suç yönünden hukuki durumu değiştirmeyeceğini belirtmiştir. Ancak vekalet ücretine ilişkin hatanın düzeltilerek mahkumiyet hükmünün ONANMASINA karar verilmiştir. Özel hayatın gizliliğini ihlal suçu yönünden ise; TCK m. 139/1 uyarınca suçun takibinin şikayete bağlı olduğunu, mağdurun karardan sonra şikayetinden vazgeçtiğini ve sanığın buna karşı koymadığını belirterek bu suçtan açılan kamu davasının TCK m. 134, m. 139/1, m. 73/4-6 ve CMK m. 223/8 gereğince DÜŞMESİNE karar vermiştir. |
| Tarafların Temyiz Dilekçesindeki Asıl İradesinin Şikayetten Vazgeçmeye Yönelik Olması Halinde Temyiz İncelemesi Yapılarak Kararın Düşme Amacıyla Bozulması Gerektiği Hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı | Yargıtay Ceza Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 22 |
Oku
İddia ve Yargılama Süreci: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmiş; katılanın istinafı üzerine BAM 11. Ceza Dairesince eylemin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir. Temyiz ve Dilekçe Aşaması: Temyiz aşamasında taraflar dilekçelerinde 'temyizden vazgeçtiklerini' belirtmekle birlikte, şikayetten vazgeçtiklerini ve davanın düşürülmesini istediklerini beyan etmişlerdir. Özel Daire, bu dilekçeleri temyizden vazgeçme sayarak incelemesizlik kararı vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise tarafların esas amacının şikayetten vazgeçme ile davanın düşürülmesini sağlamak olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir. Ceza Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu; dilekçelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların dilekçelerindeki asıl iradenin suçun şikayete tabi olması nedeniyle davanın düşürülmesini teminen kararın bozulmasını sağlamak olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Yargıtay 12. Ceza Dairesinin temyiz incelemesine yer olmadığına dair kararını KALDIRMIŞ ve dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairesine gönderilmesine karar vermiştir. |
| Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Suçunda Mağdurun Kovuşturma Aşamasındaki Şikayetten Vazgeçmesi Nedeniyle Sanık Hakkındaki Kamu Davasının Düşmesine Karar Verilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 21 |
Oku
İddia ve Suç: Sanık hakkında, evinde misafir olan mağdurenin rızası dışında cinsel ilişki anındaki çıplak görüntülerini kaydetmesi eylemi nedeniyle görüntü veya seslerin kayda alınması suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan kamu davası açılmıştır. Savunma: Sanık temyiz başvurusunda bulunmuştur. İlk Derece Kararı: Yerel mahkemece sanığın TCK m. 134/1 uyarınca mahkumiyetine karar verilmiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi; TCK m. 134 kapsamındaki suçun soruşturulması ve kovuşturulmasının TCK m. 139/1 uyarınca şikayete tabi olduğunu belirtmiştir. Mağdurun kovuşturma aşamasında şikayetinden vazgeçtiği ve sanığın da buna karşı koymadığı anlaşıldığından, mahkumiyet hükmünün BOZULMASINA ve TCK m. 139/1, m. 73/1 ile CMK m. 223/8 uyarınca kamu davasının DÜŞMESİNE karar verilmiştir. |
| Avukatın Barolar Birliğine Verdiği Fotoğrafının Rızası Dışında Web Sitesinde Paylaşılmasının Kişisel Verileri Hukuka Aykırı Olarak Yayma Suçunu Oluşturabileceği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 20 |
Oku
İddia ve Şikayet: Konya Barosu Başkanlığı ve müşteki Avukat, avukatlık kimlik belgesinde kullanılmak üzere Türkiye Barolar Birliğine sunulan fotoğrafın, rıza dışında bir internet sitesinde (URL adresinde) yayımlanması nedeniyle kişisel verilerin hukuka aykırı olarak ele geçirildiği ve yayıldığı iddiasıyla şikayetçi olmuştur. Savunma: Soruşturma aşamasında Meçhul Şüpheli tespit edilememiştir. Soruşturma ve İtiraz Süreci: Konya Cumhuriyet Başsavcılığı, avukatın özel hayatına ilişkin fotoğrafının paylaşılmadığı, herkese açık avukatlık bilgilerinin ve Barolar Birliğine verilen fotoğrafın paylaşıldığı gerekçesiyle Kovuşturmaya Yer Olmadığına (KYOK) karar vermiştir. Bu karara yapılan itiraz Konya 2. Sulh Ceza Hakimliğince reddedilmiştir. Kanun Yararına Bozma / Yargıtay Kararı: Adalet Bakanlığının talebi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı kanun yararına bozma isteminde bulunmuştur. Yargıtay 12. Ceza Dairesi; kamuya açık olsa veya sır niteliğinde olmasa dahi kişinin fotoğrafının kişisel veri olduğunu, hukuka uygunluk nedeni olmaksızın yayımlanmasının TCK m. 136 uyarınca suç oluşturduğunu vurgulamıştır. Etkili bir soruşturma yürütülmeden, şüphelinin tespiti için gerekli araştırmalar yapılmadan verilen takipsizlik kararını ve buna yönelik itirazın reddini hukuka aykırı bularak Konya 2. Sulh Ceza Hakimliğinin kararını Kanun Yararına BOZMUŞTUR. |
| Ayrıldığı Kız Arkadaşının Telefon Numarasını Rızası Dışında Başkasına Veren Ve Bu Numarayı Ele Geçiren Sanıkların Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme Veya Ele Geçirme Suçundan Cezalandırılması Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı | Yargıtay 12. Ceza Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 11.09.2026 | 20 |
Oku
İddia ve Şikayet: Katılan vekili, sanık A'un, ayrıldığı kız arkadaşı olan katılanın telefon numarasını onun rızası dışında diğer sanık B'a verdiğini belirterek sanıkların cezalandırılmasını talep etmiştir. Savunma: Sanıklar eylemin suç oluşturmadığını belirterek beraat kararı verilmesini savunmuşlardır. İlk Derece Kararı: Giresun 2. Asliye Ceza Mahkemesi, telefon numarası vermenin kişisel verilerin ele geçirilmesi ve yayılması olarak değerlendirilemeyeceği gerekçesiyle sanıkların ayrı ayrı beraatlerine karar vermiştir. Temyiz / Yargıtay Kararı: Yargıtay 12. Ceza Dairesi; kişisel veri niteliğindeki telefon numarasını hukuka aykırı olarak başkasına veren sanık ile bu numarayı hukuka aykırı olarak ele geçiren sanığın eylemlerinin TCK m. 136/1 uyarınca "Verileri Hukuka Aykırı Olarak Verme veya Ele Geçirme" suçunu oluşturduğunu belirtmiştir. Beraat kararını kanuna aykırı bularak yerel mahkeme hükmünü oy çokluğu ile BOZMUŞTUR. |