Tarafların Temyiz Dilekçesindeki Asıl İradesinin Şikayetten Vazgeçmeye Yönelik Olması Halinde Temyiz İncelemesi Yapılarak Kararın Düşme Amacıyla Bozulması Gerektiği Hakkında Yargıtay Ceza Genel Kurulu Kararı
İddia ve Yargılama Süreci: Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanık hakkında beraat kararı verilmiş; katılanın istinafı üzerine BAM 11. Ceza Dairesince eylemin haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilerek sanığın mahkumiyetine karar verilmiştir.
Temyiz ve Dilekçe Aşaması: Temyiz aşamasında taraflar dilekçelerinde 'temyizden vazgeçtiklerini' belirtmekle birlikte, şikayetten vazgeçtiklerini ve davanın düşürülmesini istediklerini beyan etmişlerdir. Özel Daire, bu dilekçeleri temyizden vazgeçme sayarak incelemesizlik kararı vermiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise tarafların esas amacının şikayetten vazgeçme ile davanın düşürülmesini sağlamak olduğunu belirterek karara itiraz etmiştir.
Ceza Genel Kurulu Kararı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu; dilekçelerin bir bütün olarak değerlendirilmesi gerektiğini, tarafların dilekçelerindeki asıl iradenin suçun şikayete tabi olması nedeniyle davanın düşürülmesini teminen kararın bozulmasını sağlamak olduğunu belirtmiştir. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazını kabul ederek Yargıtay 12. Ceza Dairesinin temyiz incelemesine yer olmadığına dair kararını KALDIRMIŞ ve dosyanın esastan temyiz incelemesi yapılmak üzere Dairesine gönderilmesine karar vermiştir.
İtirazname No: 2024/7616
KARARI VEREN YARGITAY DAİRESİ: 12. Ceza Dairesi
MAHKEMESİ : Ceza Dairesi
SAYISI: 690-2735
I. HUKUKİ SÜREÇ
Özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan sanığın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 223/2-c maddesi uyarınca beraatine ilişkin Antalya 15. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 27.11.2019 tarihli ve 380-895 sayılı hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda 13.10.2021 tarih ve 690-2735 sayı ile CMK'nın 280. maddesinin 2. fıkrası uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın haberleşmenin gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğu kabul edilen eylemi nedeniyle 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1, 62 ve 53. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluğuna karar verilmiş, bu hükmün de sanık müdafii ve katılan vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 12. Ceza Dairesince 09.11.2022 tarih ve 5993-8224 sayı ile; "Sanığın ve katılanın hükümden sonra temyiz aşamasında Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine sundukları 05.10.2022 havale tarihli dilekçelerinde temyiz istemlerinden vazgeçtiklerini belirtmiş olmaları karşısında, temyiz incelemesine yer olmadığına, sanık adına müdafii ve katılan adına vekili tarafından yapılan temyiz istemleri ile ilgili olarak dosyanın incelenmeksizin mahalline iade edilmesi için Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine" karar verilmiştir.
II. İTİRAZ SEBEPLERİ
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 20.02.2024 tarih ve 7616 sayı ile; "Gerek katılanın gerekse sanığın dosyaya sunmuş oldukları 05.10.2022 tarihli dilekçelerde 'temyiz taleplerinden vazgeçtikleri' şeklinde ifade bulunsa dahi tarafların dilekçeleri bir bütün olarak incelenip değerlendirildiğinde, her iki dilekçeye de yansıyan iradenin esasen 'şikâyetten vazgeçme ve bu vazgeçmeyi kabul' iradesi olduğu açıkça anlaşılmaktadır. Hâl böyleyken tarafların temyiz taleplerinden vazgeçtikleri şeklindeki ifadeye öncelik tanıyarak ve dilekçelerdeki kamu davasının şikayet yokluğu nedeniyle düşürülmesi talebi gözardı edilerek dosya üzerinde temyiz incelemesi yapmaksızın dosyanın mahalline iadesi kararı hukuka aykırı bulunmaktadır. Katılanın şikâyetten vazgeçmesi, sanığın da bu vazgeçmeyi kabul etmesi nedeniyle mahal mahkemesince düşme kararı verilmek üzere hükmün bozulmasına karar verilmesi gerekirken dosyanın incelenmeksizin mahkemesi iadesi hukuka aykırıdır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 12. Ceza Dairesince 17.04.2024 tarih ve 1124-1745 sayı ile itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
III. UYUŞMAZLIK KONUSU
Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ve katılanın 05.10.2022 tarihli dilekçelerinin temyizden vazgeçme niteliğinde olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.
IV. OLAY VE OLGULAR
İncelenen dosya kapsamından;
Sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraatine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükmün, katılan vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince duruşma açılarak yapılan yargılama sonucunda sanığın eyleminin haberleşmenin gizliliğini ihlal oluşturduğu kabul edilerek TCK'nın 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği,
Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii ile katılan vekili tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra katılanın 05.10.2022 tarihinde Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine hitaben
"Yukarıda esas numarasını verdiğim dosyada sanık aleyhine yaptığım şikâyetten ve verilen mahkûmiyet kararına karşı yaptığım temyiz talebimden vazgeçiyorum. Daireniz tarafından sanığa TCK 132/1-1 cümleden ceza verilmiştir. TCK 139 maddesi gereğince bu suç şikâyete tabidir. TCK 73/4 maddesine göre karar kesinleşmesinden sonra şikâyetten vazgeçme yapılamaz. Şikâyetten vazgeçme karar kesinleşmeden önce her aşamada yapılabilir.
Temyiz talebimden vazgeçmem gereğince dosyanın Yargıtay'dan geri istenmesini ve şikâyetten vazgeçmem ve sanığın şikâyetten vazgeçme beyanımı kabul ettiğine dair dilekçesi de dikkate alınarak önceki verilen mahkûmiyet kararının kaldırılmasını ve vazgeçmem gereğince dosyada düşme kararı verilmesini müdahil asil olarak talep ediyorum.",
Sanığın da aynı tarihte Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesine hitaben
"Yukarıda esas numarasını verdiğim dosyada verilen mahkûmiyet kararına karşı yaptığım temyiz talebimden vazgeçiyorum. Müdahil tarafından yapılan şikâyetten vazgeçmeyi kabul ediyorum. Daireniz tarafından bana TCK 132/1-1 cümleden ceza verilmiştir. TCK 139 maddesi gereğince bu suç, şikâyete tabidir. TCK 73/4 maddesine göre karar kesinleşmesinden sonra şikâyetten vazgeçme yapılamaz. Şikâyetten vazgeçme karar kesinleşmeden önce her aşamada yapılabilir.
Temyiz talebimden vazgeçmem gereğince dosyanın Yargıtay'dan geri istenmesini ve müdahil [A.]' in şikâyetten vazgeçme dilekçesi ve benim şikâyetten vazgeçmeyi kabul ettiğime dair beyanım dikkate alınarak önceki verilen mahkûmiyet kararının kaldırılmasını ve müdahilin şikâyetten vazgeçmesi gereğince dosyada düşme kararı verilmesini sanık tarafı olarak talep ediyorum."
Şeklinde dilekçeler sundukları anlaşılmaktadır.
V. GEREKÇE
Yargılama hukukunun temel prensiplerinden olan "Davasız yargılama olmaz" ilkesi gereğince olağan kanun yollarından olan temyiz incelemesinin yapılabilmesi, usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davasının varlığına bağlıdır. Temyiz edilebilir bir hükme karşı, temyize hakkı olanlarca, süresinde ve usulüne uygun bir dilekçe veya tutanak ile açılabilecek temyiz davasından vazgeçmek de mümkündür.
CMK'nın "Başvurudan vazgeçilmesi ve etkisi " başlıklı 266. maddesi şöyledir;
"(1) Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak, Cumhuriyet savcısı tarafından sanık lehine yapılan başvurudan onun rızası olmaksızın vazgeçilemez.
(2) Müdafiin veya vekilin başvurudan vazgeçebilmesi, vekâletnamede bu hususta özel yetkili kılınmış olması koşuluna bağlıdır.
(3) 150 nci maddenin ikinci fıkrası uyarınca, kendisine müdafi atanan şüpheli veya sanıklar yararına kanun yoluna başvurulduğunda veya başvurulan kanun yolundan vazgeçildiğinde şüpheli veya sanık ile müdafiin iradesi çelişirse müdafiin iradesi geçerli sayılır.".
Görüldüğü üzere kanun yolları için genel bir düzenleme olarak va'zedilmiş olan bu hükme göre; Kanun yoluna başvurulduktan sonra bundan vazgeçilmesi, mercii tarafından karar verilinceye kadar geçerlidir. Ancak aynı normun, vazgeçmenin hukuki sonuç doğurmasını belirli koşullara tabi tuttuğu da açıktır. Böylece kanun vazıı, mahkemeye erişim bağlamında kanun yollarına başvuru hakkının en etkili şekilde kullanılmasını güvence altına almak istemiştir. Elbette hiç kimse açtığı davayı özellikle değişen hukuki menfaatleri çerçevesinde kural olarak sonuna kadar takip etme mecburiyeti ve külfeti altına sokulamaz. Ancak vazgeçme dilekçe veya beyanının da, vazgeçme iradesini hiç bir tereddüte mahal bırakmayacak açıklıkta içermesi ve yansıtması gerekir. Bu açık vazgeçme iradesinin, talep metninin bütünü ve bağlamı dikkate alınarak saptanması lazım gelir.
Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde:
Haberleşmenin gizliliğini ihlal suçundan sanığın TCK'nın 132/1-1 ve 2. cümlesi, 43/1 ve 62. maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına ilişkin Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Ceza Dairesince kurulan mahkûmiyet hükmünün sanık müdafii ve katılan vekili tarafından süresinde temyiz edilmesinden sonra, tarafların 05.10.2022 tarihinde sundukları dilekçelerde her ne kadar şikayetten vazgeçme-vazgeçmeyi kabul etme yanında "temyiz taleplerinden vazgeçtikleri" ifadelerine de yer verdikleri görülmekte ise de dilekçeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde; katılanın şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle TCK 139 ve TCK 73/4 maddeleri gereğince davanın düşürülmesini teminen mahkemesine tevdiini sağlayacak biçimde bozulması amacına yöneldiği açık olduğundan, Özel Dairece katılan vekili ile sanık müdafiinin temyiz ve sair dilekçelerine istinaden temyiz incelemesinin esastan yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
Bu itibarla Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulüne karar verilmelidir.
VI. KARAR
Açıklanan nedenlerle;
1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının KABULÜNE,
2- Yargıtay 12. Ceza Dairesinin 09.11.2022 tarih ve 5993-8224 sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3- Dosyanın, temyiz incelemesinin yapılması için Yargıtay 12. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 26.03.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 42 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 41 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 37 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 42 kez okundu
- Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı 38 kez okundu
- Eşini Genç Sekreteriyle Aldatan Koca Aleyhine 200.000 TL Manevi Tazminat Onaması 37 kez okundu
- Feragatten Sonra Başkasıyla Yaşayan Erkeğin Tam Kusurlu Sayılması Kararı 37 kez okundu
- Telefonda Görüşmenin Zina Değil Güven Sarsıcı Behavıour Sayılacağı Kararı 35 kez okundu