Hukuki Kamulaştırmasız El Atma Nedeniyle Açılan Tazminat Davasında Hükmedilen Bedele Kamu Alacaklarına Uygulanan En Yüksek Faizin İşletilmesi Gerektiği Hakkında Yargıtay Kararı
Dava ve Talep: Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri, mülkiyeti müvekkillerine ait taşınmazın imar planında eğitim tesis alanı olarak ayrılması sebebiyle uzun yıllardır mülkiyet haklarının kısıtlandığını ve hukuken el atıldığını belirterek, taşınmaz bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizle davalı idareden tahsilini talep etmiştir.
Cevap ve Savunma: Davalı idareler vekilleri, husumet yokluğu nedeniyle davanın reddini, esasa girilecek olursa taşınmaza fiilen el atılmadığını, bedelin fahiş olduğunu ve faiz başlangıcının hatalı olduğunu savunarak davanın reddini istemişlerdir.
İlk Derece ve İstinaf Kararları: İlk Derece Mahkemesince, davalı idarelerden Milli Eğitim Bakanlığı yönünden davanın kabulüne, diğer idare yönünden ise pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir. Taraf vekillerinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesi, imar kısıtlaması nedeniyle hukuki el atmanın gerçekleştiğini, emsal karşılaştırmasıyla değer biçilmesinin ve yasal faiz uygulanmasının usule uygun olduğunu belirterek istinaf başvurularını esastan reddetmiştir.
Temyiz ve Yargıtay Kararı: Yargıtay 5. Hukuk Dairesi; kesinlik sınırı altında kalan bir kısım davacılar yönünden temyiz istemini reddetmiştir. İşin esasına yönelik temyiz incelemesinde ise fiilen el atılmasa dahi imar planında kamu hizmetine tahsis edilerek mülkiyet hakkı kısıtlanan taşınmaz için kamulaştırmasız el atma tazminatına hükmedilmesini ve maktu vekalet ücreti takdir edilmesini doğru bulmuştur. Ancak, Anayasa'nın 46. maddesinin son fıkrası uyarınca tespit edilen tazminat bedeline dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan en yüksek faizin işletilmesi gerektiğini gözetmeyip yasal faize hükmedilmesini kanuna aykırı bulmuş ve kararı faiz türü yönünden düzelterek onamıştır.
MAHKEMESİ: ... Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi
SAYISI: 2025/710 Esas, 2025/3429 Karar
KARAR: Esastan ret
Taraflar arasındaki kamulaştırmasız el atılan taşınmaz bedelinin tahsili istemine ilişkin asıl ve birleştirilen davalarda yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleştirilen davaların davalı [X.] yönünden kabulüne, davalı [Y.] yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
Kararın asıl davada davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda,
Temyizdeki parasal sınırların uygulanmasına ilişkin 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesine 14.11.2024 tarihinde yürürlüğe giren, 7531 sayılı Kanun'un 22 inci maddesi ile "İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır." şeklinde üçüncü fıkra eklenmiş, akabinde bu fıkra 04.06.2025 tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve aynı Kanun ile 6100 sayılı Kanun'un EK-1 inci maddesinin ikinci fıkrası "200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır." şeklinde değiştirilmiştir.
Dosya içeriğine göre; Bölge Adliye Mahkemesi karar tarihinin 08.10.2025 olduğu ve 7550 sayılı Kanun'un 20 inci maddesi ile 6100 sayılı Kanun'un Ek-1 inci maddesinin ikinci fıkrasına getirilen değişikliğin yürürlükte olduğu anlaşıldığından asıl ve birleştirilen davalarda hüküm altına alınan asıl davada [A.] ve [B.]; birleştirilen [Z.] 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/20 Esas, 2024/21 Esas, 2024/28 Esas sayılı dosya davacıları haricindeki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedelleri dava tarihleri itibari ile kesinlik sınırı altında kalmaktadır.
Bu nedenle; asıl davada davacılar, davalı [X.] ve [Y.] vekillerinin asıl davada [C.] ve [D.]; birleştirilen [Z.] 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/20 Esas, 2024/21 Esas, 2024/28 Esas sayılı dosya davacıları haricindeki davacılara ödenmesine karar verilen tazminat bedelleri yönünden temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.
Asıl davada davacılar, davalı [X.] ve [Y.] vekillerinin asıl davada [A.] ve [B.]; birleştirilen [Z.] 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/20 Esas, 2024/21 Esas, 2024/28 Esas sayılı dosya davacılarına ödenmesine karar verilen kamulaştırmasız el atma nedeniyle tazminat talebi yönünden gerekli şartları taşıdığı anlaşılan temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Asıl ve birleştirilen davalarda davacılar vekilleri dava dilekçesinde özetle; dava konusu [İli], [İlçesi], [Mahallesi] 199 64... parsel sayılı taşınmazın kamulaştırma yapılmadığı hâlde, imar planında eğitim tesis alanı olarak ayrıldığını, bu nedenle mülkiyet hakkının kısıtlandığını, taşınmaza hukuken el atıldığını ileri sürerek taşınmazın bedelinin tespiti ile dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalı idareden tahsiline karar verilmesini ve ıslah dilekçeleri ile kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiziyle tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı [Y.] vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davaların öncelikle husumet yokluğu nedeniyle reddine, esasa girilecek olursa esas yönünden reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacılara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
2. Davalı [X.] vekili cevap dilekçesinde özetle; asıl ve birleştirilen davaların reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl ve birleştirilen davaların davalı [X.] yönünden kabulüne, davalı [Y.] yönünden pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; her dosya için ayrı ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bedelin düşük belirlendiğini, emsal karşılaştırmasının hatalı yapıldığını, itirazlarının değerlendirilmediğini, sadece yasal faiz işletilmiş olup kamu kurumlarına uygulanacak en yüksek faiz oranından hüküm kurulması gerektiğini, davalı taraf lehine hükmedilen vekâlet ücretini kabul etmediğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik ve hatalı inceleme ile karar verildiğini, her bir dosya için ayrı ayrı maktu vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
3. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkil idarece, dava konusu taşınmaza yönelik herhangi bir kamulaştırmasız el atmanın vâkî olmadığını, arsa üzerinde İdareye ait bir tesis bulunmadığından kamulaştırmasız el atılmadığını, bedelin yüksek belirlendiğini, Mahkemenin ıslah tarihinden itibaren faize hükmetmesi gerekirken tüm bedel için dava tarihinden itibaren faize hükmetmesinin hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu [İli], [İlçesi], [Mahallesi] 199 64... parsel sayılı taşınmazda davacıların ve davacılar murislerinin paydaş oldukları, taşınmazın bulunduğu bölgede 3194 sayılı İmar Kanunu'nun (3194 sayılı Kanun) 18 inci madde uygulamasının yapıldığı ve "kısmen trafo alanı, kısmen eğitim tesisleri alanı" olarak ayrıldığı, imar uygulamasının kesinleşerek 28.01.1994 tarihinde tapuya tescil edildiği, dava tarihlerinde ve halen mevcut durumunu muhafaza ettiği, buna karşın davalı Milli Eğitim Bakanlığının usulüne uygun bir kamulaştırma işlemi yaparak bedelini davacı hak sahiplerine ödemediği, bu haliyle kamulaştırmasız hukuki el atmanın gerçekleştiği, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın bedeli 2942 sayılı Kamulaştırma Kanunu'nun (2942 sayılı Kanun) bedel tespitine ilişkin düzenlemelerinin kıyasen uyguladığı, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı içerisinde bulunan arsa niteliğindeki dava konusu taşınmazın tazminat miktarının; 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsal karşılaştırması yapılmak suretiyle taşınmaz bedelinin tespit edilmesinde, hukuki el atma söz konusu olmakla vekâlet ücretinin maktu olarak belirlenmesinde ve tazminata dava tarihinden itibaren yasal faiz işletilmesinde ve dava konusu taşınmaz tek olup asıl dava ile birleştirilen dava tek bir hukukî nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar ve davalı [X.] lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmadığı anlaşıldığından asıl davada davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davacılar, asıl ve birleştirilen davalarda davalı idareler vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Asıl davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar etmiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
3. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını talep etmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme
Uyuşmazlık, kamulaştırmasız el atılan taşınmazın değerinin biçilmesi ve bedelinin idareden tahsili istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Dosya kapsamında yer alan fen bilirkişi raporunda, keşif tarihi itibarıyla dava konusu taşınmaza fiilen el atılmadığı anlaşılmakla birlikte, 1/1000 ölçekli Uygulama İmar Planı kapsamında eğitim tesis alanı olarak ayrıldığı ve dava konusu taşınmazın uzun yıllardan beri kamu hizmetine tahsis edilmiş olması nedeniyle, fiilen el atılmamış olsa dahi mülkiyet hakkının süresi belirsiz şekilde kısıtlanması nedeniyle kamulaştırmasız el atma olgusunun gerçekleştiğinin kabulü ile alınan rapora göre taşınmaz bedelinin davalı Milli Eğitim Bakanlığından tahsiline karar verilmesi doğrudur.
3. Arsa niteliğindeki dava konusu taşınmaza 2942 sayılı Kanun'un 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca emsalin üstün ve eksik yönleri belirlenip kıyaslaması yapılarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
4. Dava konusu taşınmaz tek olup asıl dava ile birleştirilen dava tek bir hukukî nedene dayalı olarak açıldığından, davacılar ve davalı [X.] lehine tek vekâlet ücretine hükmedilmesi yerindedir.
5. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukukî nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı [X.] ve [Y.] vekilinin tüm, asıl davada davacılar vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
6. Tespit edilen bedele Anayasa'nın 46/son maddesi gereğince dava tarihinden itibaren kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faize hükmedilmesi gerektiğinin düşünülmemesi bozmayı gerektirir.
Ne var ki bu hatanın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin ikinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Davalı ve asıl davada davacılar vekillerinin asıl davada davacılar, davalı [X.] ve [Y.] vekillerinin asıl davada [C.] ve [D.]; birleştirilen 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/20 Esas, 2024/21 Esas, 2024/28 Esas sayılı dosya davacıları haricindeki davacıların paylarına düşen tazminat bedelleri yönünden temyiz dilekçelerinin miktar yönünden REDDİNE,
2. Davalı [X.], [Y.] ve asıl davada davacılar vekillerinin asıl davada davacılar, davalı [X.] ve [Y.] vekillerinin asıl davada [A.], [B.] ve [E.]; birleştirilen 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2024/20 Esas, 2024/21 Esas, 2024/28 Esas sayılı dosya davacılarının paylarına düşen tazminat bedelleri yönünden davalı vekilinin tüm, asıl davada davacılar vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine,
3. Asıl davada davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde bulunan "dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı [X.]'ndan alınarak davacılara verilmesine" cümlesinin çıkartılması, yerine "davacılar [A.] ve [B.] paylarına düşen tazminat bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek kamu alacaklarına uygulanacak en yüksek faiziyle davalı Milli Eğitim Bakanlığından alınarak adı geçen davacılara verilmesine; davacı [C.] ve [D.]'ın paylarına düşen tazminat bedellerinin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı Milli Eğitim Bakanlığından alınarak adı geçen davacılara verilmesine" cümlesinin yazılması suretiyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
Asıl davada davacılar ve asıl ve birleştirilen davada davalı Başkanlığından peşin alınan temyiz harçlarının istenildiğinde iadesine, davalı [X.] harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına,
20.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.
- Uzman Erbaş Sağlık Raporu Olumsuz Sonuçlananlar İçin Yargı Yolu ve İptal Davası 42 kez okundu
- 15 Soruda Anlaşmalı Boşanma Davası Rehberi 41 kez okundu
- İşe İade Davası Şartları ve Süreci (2026 Güncel Rehber) 37 kez okundu
- Anlaşmalı Boşanma Protokolünden Kaynaklanan Edimlerin İfalarında Yaşanan Uyuşmazlıkların Boşanma Kararının veya Protokolün İptali Sonucunu Doğurmayacağı Hakkında Yargıtay Kararı 42 kez okundu
- Yolcu Taşıma Kazalarında Destekten Yoksun Kalma Tazminatında Asliye Ticaret Mahkemesinin, Yaralanmalı Bedensel Zararlarda İse Tüketici Mahkemesinin Görevli Olduğu Hakkında Yargıtay Kararı 38 kez okundu
- Eşini Genç Sekreteriyle Aldatan Koca Aleyhine 200.000 TL Manevi Tazminat Onaması 37 kez okundu
- Feragatten Sonra Başkasıyla Yaşayan Erkeğin Tam Kusurlu Sayılması Kararı 37 kez okundu
- Telefonda Görüşmenin Zina Değil Güven Sarsıcı Behavıour Sayılacağı Kararı 35 kez okundu