Zina Sebebiyle Açılan Davada Genel Sebepten Hüküm Kurulamayacağı Kararı

Ekleyen: Av. Mücahit Çelik
Tarih: 04.09.2026
13
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Esas: 2015/19529 Karar: 2016/13549
Özet

Dava Türü: Karşılıklı Boşanma Davası (Münhasıran Zina Nedeniyle Boşanma)

Davacı (Kadın) Talebi: Davacı kadın, münhasıran zina (TMK m. 161) hukuki sebebine dayanarak boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı (Erkek) Talebi: Davalı erkek, genel sebebe (TMK m. 166/1) dayanarak karşı boşanma davası açmıştır.

İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece erkeğin güven sarsıcı davranışlarda bulunduğu gerekçesiyle tamamen kusurlu sayılmasına karşın erkeğin açtığı genel sebepli boşanma davasının kabulüne karar verilmiştir.

Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının sadece zina (TMK m. 161) özel sebebine dayandığını, mahkemenin taleple bağlılık kuralı (HMK m. 26) gereği genel sebepten boşanma kararı veremeyeceğini vurgulamıştır. Ancak erkeğin davasında verilen boşanma kararının temyiz edilmeyerek kesinleşmesi nedeniyle kadının boşanma davasının konusuz kaldığını belirterek, davanın esası hakkında "karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi ve açıldığı tarihteki haklılık durumuna göre yargılama gideri ile vekalet ücreti takdiri yapılması için hükmü BOZMUŞTUR.

Tam Orijinal Karar Metni

2. Hukuk Dairesi 2015/19529 E. , 2016/13549 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ: Aile Mahkemesi
DAVA TÜRÜ: Karşılıklı Boşanma

Taraflar arasındaki davanın yapılan muhakemesi sonunda mahalli mahkemece verilen, yukarıda tarihi ve numarası gösterilen hüküm davalı-davacı erkek tarafından, kadının kabul edilen davası ve boşanmanın fer'ileri yönünden temyiz edilmekle, evrak okunup gereği görüşülüp düşünüldü:

1-Evlilik birliğinin temelinden sarsılmasına neden olan olaylarda güven sarsıcı davranışlarda bulunan davalı-davacı erkek tamamen kusurludur. Davacı-davalı kadının kusurlu bir davranışı kanıtlanamamıştır.

Türk Medeni Kanununun 166. maddesi hükmünü tamamen kusurlu eşin de dava açabileceği ve yararına boşanma hükmü elde edebileceği biçiminde yorumlamamak ve değerlendirmemek gerekmektedir. Çünkü böyle bir düşünce, kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği yönündeki temel hukuk ilkesine aykırı düşer. Diğer taraftan gene böyle bir düşünce tek taraflı irade ile sistemimize aykırı bir boşanma olgusunu ortaya çıkarır. Boşanmayı elde etmek isteyen kişi karşı tarafın hiçbir eylem ve davranışı söz konusu olmadan, evlilik birliğini, devamı beklenmeyecek derecede temelinden sarsar, sonrada mademki birlik artık sarsılmış diyerekten boşanma doğrultusunda hüküm kurulmasını talep edebilir.

Öyle ise Türk Medeni Kanununun 166. maddesine göre boşanmayı isteyebilmek için tamamen kusursuz ya da az kusurlu olmaya gerek olmayıp daha fazla kusurlu bulunan tarafın dahi dava hakkı bulunmakla beraber, boşanmaya karar verilebilmesi için davalının az da olsa kusurunun varlığı ve bunun belirlenmesi kaçınılmazdır.

Az kusurlu eş boşanmaya karşı çıkarsa bu halin tespiti dahi tek başına boşanma kararı verilebilmesi için yeterli olamaz. Az kusurlu eşin karşı çıkması hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olmalı, eş ve çocuklar için korunmaya değer bir yararın kalmadığı anlaşılmalıdır. (TMK m. 166/2). Mevcut olaylara göre evlilik birliğinin, devamı eşlerden beklenmeyecek derecede, temelinden sarsıldığı kuşkusuzdur. Ne var ki bu sonuca ulaşılması tamamen davalı-davacı erkeğin tutum ve davranışlarından kaynaklanmış olup, davacı-davalı kadına atfı mümkün hiçbir kusur gerçekleşmemiştir. Bu durumda açıklanan nedenle davalı-davacı erkeğin davasının reddi gerekirken, yasa hükümlerinin yorumunda yanılgıya düşülerek boşanmaya karar verilmesi usul ve kanuna aykırıdır. Ancak bu yön temyiz edilmediğinden bozma nedeni yapılmamış, yanlışlığa değinilmekle yetinilmiştir.

2-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle kanuna uygun sebeplere ve özellikle delillerin takdirinde bir yanlışlık görülmemesine göre, davalı-davacı erkeğin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yersizdir.

3-Davacı-davalı kadın tarafından açılan dava Türk Medeni Kanununun 161. maddesinde düzenlenen zina hukuksal sebebine dayalıdır. Türk Medeni Kanununun 166. maddesi uyarınca evlilik birliğinin temelinden sarsılması nedenine dayalı bir davası bulunmamaktadır. Münhasıran özel boşanma sebebine dayalı olarak açılan bir boşanma davasında genel boşanma sebebine (TMK m. 166/1) dayalı olarak karar verilmesi mümkün değildir. Zira hakim tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ( HMK m. 26/1). Ondan fazlasına veya başka birşeye karar veremez. Ne var ki erkeğin davası hakkında verilen boşanma kararı temyiz edilmeyerek kesinleşmiş olmakla kadının boşanma davası konusuz hale gelmiştir. O halde, kadının boşanma davasının konusuz kalması sebebiyle esası hakkında "bir karar verilmesine yer olmadığına" karar verilmesi, yargılama giderleri ile bunun kapsamına dahil olan (HMK m. 323/1-g) vekalet ücreti hakkında davanının açıldığı tarihteki haklılık durumu nazara alınarak hüküm tesis edilmek üzere (HMK m. 331/1) hükmün bozulması gerekmiştir.

SONUÇ: Temyiz edilen hükmün yukarıda 3. bentte gösterilen sebeple BOZULMASINA, bozma kapsamı dışında kalan temyize konu bölümlerin ise yukarıda 2. bentte gösterilen sebeple ONANMASINA, temyiz peşin harcının istek halinde yatırana geri verilmesine, işbu kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.05.10.2016(Çrş.)

Not: Bu karar, orijinal mahkeme kararının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlidir; orijinaliyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.

Yorumlar (0)

Bu karara henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın.

Yorum Gönder'e tıklayarak, ad-soyad ve yorum metninizin Gizlilik ve KVKK Aydınlatma Metni kapsamında işlenmesini kabul etmiş olursunuz.

Av. Mücahit Çelik