Emsal Kararlar
Not: Bu sayfadaki kararlar, orijinal mahkeme kararlarının yapay zekâ ile daha okunabilir hâle getirilerek yeniden düzenlenmiş hâlleridir; orijinalleriyle birebir aynı olmayabilir. Bu nedenle Adalet Bakanlığı'nın ilgili mevzuat ve içtihat sitesinden doğrulanmadan hiçbir hukuki, idari veya resmî işlemde kullanılmamalıdır. Doğrulanmadan kullanımdan doğabilecek zararlardan sorumluluk kabul edilmemektedir.
| Karar Başlığı | Daire | Ekleyen | Tarih | Okunma | |
|---|---|---|---|---|---|
| Hatalı Oto Ekspertiz Raporu Nedeniyle Oluşan Değer Kaybında Nispi Metodun Uygulanması Gerektiği Kararı | Yargıtay 3. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 11 |
Oku
Dava Türü: Ayıplı Hizmet Nedeniyle Tazminat (Oto Ekspertiz Raporundaki Hata Sebebiyle Araç Değer Kaybı) Davacı Talebi: Davacı vekili, davalı ekspertiz şirketinin tavanı ve kaputu boyasız olarak raporladığı aracı satın aldığını, sonrasında parçaların boyalı olduğunun ortaya çıktığını belirterek 150.000,00 TL değer kaybı zararının yasal faiziyle tahsilini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, ayıplı mal sorumluluğunun satıcı/üreticiye ait olduğunu, ekspertiz hizmeti ayıplı ise en fazla 400 TL ekspertiz ücretinin iade edilebileceğini ve zararın ispatlanamadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: Tüketici Mahkemesince, davacının ayıplı ekspertiz hizmeti nedeniyle zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş; Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz (Yargıtay 3. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 3. Hukuk Dairesi, ekspertiz işletmesinin rapordaki bilgilerin gerçek durumu yansıtmamasından sorumlu olduğunu teyit etmekle birlikte; değer kaybı hesaplanırken rayiç değerler arasındaki farkın doğrudan alınmasını hatalı bulmuştur. Daire, hesaplamanın ayıpsız ve ayıplı rayiç değerler oranının satış bedeline yansıtılması esasına dayanan 'nispi metod' uyarınca yapılması gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oy çokluğuyla karar vermiştir. |
| Göreve Başlamadan Önceki Hastalığın Tespiti Olmadıkça Adi Malullük Hükümlerinin Uygulanacağı Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 16 |
Oku
Dava Türü: Adi Malul Kabul Edilmeme İşleminin İptali ve Yargılamanın Yenilenmesi Davacı Talebi: Davacı vekili, sağlık nedeniyle sözleşmesi feshedilen uzman çavuş müvekkilinin adi malul kabul edilmemesine ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı emekli ikramiyesi ve aylıklarının yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Davalı (İdare) Cevabı: Davalı idare vekili, 5434 sayılı Kanun'un 44. maddesi uyarınca hastalığın göreve başlamadan önce de mevcut olması sebebiyle malul sayılmayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: İdare Mahkemesince, göreve başlamadan önce ve görev süresince alınan raporlarda rahatsızlığın tespit edilmediği, göreve girişte tespiti şartı gerçekleşmediğinden adi malullük hükümlerinin uygulanması gerektiği gerekçesiyle işlemin iptaline ve ödemelerin faiziyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir. Temyiz (Danıştay 12. Dairesi) Kararı: Danıştay 12. Dairesi, İdare Mahkemesince verilen kararın usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek davalı idarenin temyiz isteminin reddi ile kararın ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Evlatlığın Saklı Payını İhlal Kastıyla Yapılan Bağışlamalarda Tenkis Talebinin Kabulü Kararı | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 14 |
Oku
Dava Türü: Sağlararası Tasarrufların Tenkisi Davası Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilini evlat edinen murisin ölümünden dört yıl önce iki taşınmazını davalı Vakfa bağışlayarak müvekkilinin saklı payını ihlal ettiğini ileri sürerek kazandırmaların tenkisine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı Cevabı: Davalı vekili, temliklerin ölümden dört yıl önce yapıldığını, murisin saklı payı ihlal etme kastının bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. İlk Derece Mahkemesi ve Özel Daire Kararı: İstanbul 13. Asliye Hukuk Mahkemesince murisin tek mirasçısı olan evlatlığın saklı payını ihlal kastıyla hareket ettiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Yargıtay 1. Hukuk Dairesi saklı payı zedeleme kastının kanıtlanamadığı gerekçesiyle kararı bozmuş; mahkeme direnmiştir. Temyiz (Hukuk Genel Kurulu) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, murisin 76 yaşında 45 yaşındaki davacıyı evlat edindiğini, mal varlığının çok büyük bir bölümünü oluşturan taşınmazları aralarının açıldığı dönemde Vakfa bağışlamasının evlatlığın saklı payını zedeleme kastını ortaya koyduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesinin direnme kararını USUL VE YASAYA UYGUN BULMUŞ ve davalının sair temyiz itirazlarının incelenmesi için dosyayı Özel Daireye göndermiştir. |
| Uzman Erbaş Adaylığının Sağlık Nedeniyle Sonlandırılmasına İlişkin Temyiz İsteminin Reddi Kararı | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 13 |
Oku
Dava Türü: Uzman Erbaş Adaylığının Sağlık Şartları Nedeniyle Sonlandırılması İşleminin İptali ve Parasal Hakların Ödenmesi Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin uzman erbaş adaylık işlemlerinin sağlık şartlarını taşımadığından bahisle sonlandırılarak atamasının yapılmamasına ilişkin işlemin iptali ile yoksun kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Davalı (İdare) Cevabı: Davalı idare vekili, davacının sağlık şartlarını taşımadığının tespit edildiğini ve uyuşmazlığın temyize tabi olmadığını belirterek istemin reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İdare Mahkemesince, hakkında 'Uzman Erbaş Olamaz' raporu bulunan davacı hakkında tesis edilen işlemde hukuka aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davanın ve parasal hak talebinin reddine karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi ise istinaf başvurusunu kesin olarak reddetmiştir. Davacının temyiz başvurusu üzerine Bölge İdare Mahkemesi, kararın temyize tabi olmaması nedeniyle temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Temyiz (Danıştay 12. Dairesi) Kararı: Danıştay 12. Dairesi, Bölge İdare Mahkemesince verilen temyiz isteminin reddine ilişkin kararın usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek temyiz isteminin reddine ve kararın ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Uzman Erbaşlığa Engel Sağlık Kurulu Raporu Nedeniyle Adaylığın Sonlandırılması İşleminin Onanması | Danıştay 12. Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 13 |
Oku
Dava Türü: Uzman Erbaş Adaylığının Sağlık Nedeniyle Sonlandırılması İşleminin İptali ve Parasal Hakların Ödenmesi Davacı Talebi: Davacı vekili, müvekkilinin uzman erbaş adaylığının sağlık sebebiyle sonlandırılmasına ilişkin işlemin iptalini ve bu işlem nedeniyle mahrum kaldığı parasal hakların yasal faiziyle ödenmesini talep etmiştir. Davalı (İdare) Cevabı: Davalı idare vekili, davacı hakkında düzenlenen yetkili sağlık kurulu raporları uyarınca tesis edilen işlemin mevzuata ve hukuka uygun olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İdare Mahkemesince, "komando uzman erbaş olamaz, uzman erbaş olamaz" yönündeki sağlık kurulu raporı uyarınca davacının adaylığının sonlandırılmasında hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiş; Bölge İdare Mahkemesi ise istinaf başvurusunun ve ardından temyiz isteminin reddine karar vermiştir. Temyiz (Danıştay 12. Dairesi) Kararı: Danıştay 12. Dairesi, adli yardım talebini kabul ederek yaptığı inceleme sonucunda; Bölge İdare Mahkemesinin temyiz isteminin reddine ilişkin kararının usul ve hukuka uygun olduğunu belirterek kararın ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Gayrimenkul Satış Vaadinden Doğan Para Alacağına İlişkin Kararların Kesinleşmeden İcraya Konulabileceği | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 8 |
Oku
Dava Türü: İlamlı İcra Takibinde Takibin İptali Şikayeti (İlamın Kesinleşmeden İcraya Konulamayacağı İddiası) Davacı (Borçlular) Talebi: Şikayetçi borçlular vekili, takibe dayanak ilamın gayrimenkul satış vaadi sözleşmesine dayalı tapu iptal ve tescil davası olduğunu, taşınmazın aynına ilişkin ilamların kesinleşmeden icraya konulamayacağını ileri sürerek takibin iptalini talep etmiştir. Davalı (Alacaklılar) Cevabı: Alacaklılar vekili, davada talebin ıslah edilerek tazminata dönüştürüldüğünü, mahkemece para alacağına hükmedildiğini, tapu sicilinde değişiklik yaratmayacağından kesinleşme şartı aranmayacağını savunarak şikayetin reddini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesi davanın temelde taşınmazın aynına ilişkin olduğu gerekçesiyle takibin iptaline karar vermiştir. Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi ise kararın tazminata ilişkin olduğunu ve sicilde değişiklik yaratmayacağını belirterek şikayetin reddine karar vermiş; Özel Daire bozması üzerine direnmiştir. Temyiz (Hukuk Genel Kurulu) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ilamlı icra bakımından önemli olanın davanın türü değil hükmün niteliği olduğunu, infaz edilecek kısmın hüküm bölümü olduğunu, takibe konu kararda tazminat (para alacağı) hükme bağlandığından ve tapu sicilinde değişiklik yaratmayacağından HMK m. 367/2 anlamında kesinleşme zorunluluğunun bulunmadığını belirterek Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını ONAMIŞTIR. |
| Yurt Dışında Bulunma Nedeniyle Engel Ortadan Kalktıktan Sonra 3 Gün İçinde Yapılan Gecikmiş İtirazın İncelenmesi Gerektiği | Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 12 |
Oku
Dava Türü: İlamsız İcra Takibinde Ödeme Emri Tebliğine İlişkin Gecikmiş İtiraz (İİK m. 65) Davacı (Borçlu) Talebi: Borçlu vekili, müvekkili aleyhine ilamsız takip başlatıldığını, tebligat tarihinde müvekkilinin yurt dışında bulunduğunu ve tebligattan haberdar olamadığını, Türkiye'ye giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren engelin kalktığını ileri sürerek ödeme emri tebliğ işleminin iptalini ve öğrenme tarihinin düzeltilerek gecikmiş itirazının kabulünü talep etmiştir. Davalı (Alacaklı) Cevabı: Alacaklı vekili, tebligatın MERNİS adresine usulüne uygun yapıldığını, borçlunun takibi daha önceden e-Devlet üzerinden öğrendiğini ve kötüniyetli olduğunu belirterek şikayetin reddini savunmuştur. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: İlk Derece Mahkemesince tebligatın usulüne uygun olduğu gerekçesiyle şikayet reddedilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi ise borçlunun e-Devletten öğrendiği tarihe göre 3 günlük sürenin geçtiğini belirterek gecikmiş itirazı süre aşımından reddetmiştir. Temyiz (Hukuk Genel Kurulu) Kararı: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, tebligat tarihinde yurt dışında olan borçlunun kusuru olmaksızın süresinde itiraz edemediğini, engel ortadan kalkarak yurda giriş yaptığı 21.11.2019 tarihinden itibaren 3 günlük yasal süre içinde (25.11.2019 Pazartesi) gecikmiş itirazda bulunduğunu tespit ederek; itirazın esasının incelenmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararını BOZMUŞTUR. |
| Zina Davasında Eksik İncelemeyle Hüküm Kurulamayacağı ve Gerçek 2 Yıllık HTS Kayıtlarının İncelenmesi Gerektiği | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 9 |
Oku
Dava Türü: Karşılıklı Boşanma (Zina - TMK m. 161 ve Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması - TMK m. 166/1) Davacı (Karşı Davalı) Erkek Talebi: Davacı-karşı davalı erkek, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanarak tarafların boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (Karşı Davacı) Kadın Cevabı ve Karşı Dava Talebi: Davalı-karşı davacı kadın, erkeğin zina eylemini gerçekleştirdiğini belirterek zina (TMK m. 161) sebebiyle boşanmalarına, erkeğin davasının reddine, lehine maddi ve manevi tazminat ile iştirak ve yoksulluk nafakasına karar verilmesini istemiştir. İlk Derece ve İstinaf Mahkemesi Kararı: Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi, tarafların TMK m. 166/1 uyarınca boşanmalarına ve kadının zina davasının reddine dair verilen İlk Derece Mahkemesi kararına karşı kadının yaptığı istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, kadının zina davasında delil olarak dayandığı HTS kayıtlarının 2 yıllık süreyi kapsayacak şekilde istenmesine rağmen GSM operatörünce gönderilen 2 aylık yetersiz dökümle karar verilmesini eksik inceleme olarak değerlendirmiştir. Daire, geriye dönük 2 yıllık HTS kayıtları getirtilerek erkeğin mutad dışı görüştüğü numara dahil tüm deliller toplandıktan sonra karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının KALDIRILMASINA ve İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Tamamen Kusurlu Eşin Boşanma Davası Açamayacağı ve Hükmün Onanması Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 11 |
Oku
Dava Türü: Evlilik Birliğinin Sarsılması Nedeniyle Boşanma Davacı (Koca) Talebi: Davacı koca, evlilik birliğinin temelinden sarsıldığını ileri sürerek boşanmalarına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı (Kadın) Cevabı: Davalı kadın, boşanmaya sebep olan olaylarda kusurunun bulunmadığını savunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Asliye Hukuk (Aile) Mahkemesince, tamamen kusurlu olan kocanın davası kabul edilerek boşanmaya karar verilmiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, tamamen kusurlu eşin dava açıp boşanma elde edemeyeceği ilkesini hatırlatıp İlk Derece Mahkemesinin boşanma kararını hatalı bulmakla birlikte; boşanma hükmü davalı kadın tarafından temyiz edilmediği için bu hususu bozma yapmayıp eleştirmekle yetinmiş; davacı kocanın temyiz itirazlarını reddederek hükmün ONANMASINA oy birliğiyle karar vermiştir. |
| Habersiz Kredi Çeken Erkeğin Güven Sarsıcı Davranışı ve Yoksulluk Nafakasının Yetersizliği Kararı | Yargıtay 2. Hukuk Dairesi | Av. Mücahit Çelik | 03.09.2026 | 12 |
Oku
Dava Türü: Boşanma, Yoksulluk Nafakası ve Manevi Tazminat Davacı (Kadın) Talebi: Davacı kadın vekili, erkeğin kusurlu eylemleri nedeniyle boşanmalarına, lehine nafaka ve manevi tazminat verilmesini talep etmiştir. Davalı (Erkek) Cevabı: Davalı erkek vekili, kusur belirlemesini ve nafaka ile tazminat taleplerini kabul etmeyerek temyiz isteminde bulunmuştur. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Aile Mahkemesince, boşanmaya sebep olan olaylarda erkeğin tamamen kusurlu olduğu kabul edilerek boşanmaya, kadın lehine yoksulluk nafakası ve manevi tazminata hükmedilmiştir. Temyiz (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi) Kararı: Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, erkeğin eşinden habersiz kredi çekmesinin güven sarsıcı davranış niteliğinde olduğunu ancak kişilik haklarına saldırı bulunmadığından kadın lehine manevi tazminat verilmesini hatalı bulmuş; ayrıca kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakasının az olduğunu belirterek kararı bu yönlerden BOZMUŞTUR. |